Akbıyık Göbeklitepe İle İlgili Endişelerini Paylaştı

Akbıyık Göbeklitepe İle İlgili Endişelerini Paylaştı

Şanlıurfalı Folklor Araştırmacısı ve Yazar olan 21 Yayınlanmış kitabı bulunan Şanlıurfalı Hemşehrimiz Abuzer Akbıyık Göbeklitepe İle İlgili Endişe ve Önerilerini Açıkladı.

21 Ekim 2018 - 22:45 - Güncelleme: 23 Ekim 2018 - 15:55

Şanlıurfalı Folklor Araştırmacısı- Yazar olan ve 21 Yayınlanmış kitabı bulunan Şanlıurfalı Hemşerimiz Abuzer Akbıyık Göbeklitepe İle İlgili Endişe ve Önerilerini Açıkladı.

Akbıyık, Şanlıurfa’da kara iklimi hüküm sürer. Yazın gündüzleri çok sıcak, geceleri serin bir olur. Göbeklitepe’deki dikili taşlar, -çatı ile üstü kapatılmış olsa da- gece-gündüz arasındaki ısı farkından, rüzgardan, kardan, yağmurdan, tozdan, olumsuz etkilenmez mi? Üstü toprakla kapalı olduğundan hava şartlarından etkilenmeyerek 11.500 yıl bozulmadan günümüze gelen bu eser, etrafı açık şekilde kaç yüz veya kaç bin sene bozulmadan kalabilir? Göbeklitepe’deki dikili taşların olumsuz hava şartlarından etkilenmemesi için -üstü gibi- etrafının da kapatılması uygun olmaz mı?

UNESCO "Dünya Miras Geçici Listesi"ndeki varlıklar arasında bulunan,11.500 yıllık Göbeklitepe’nin ortaya çıkarılması hem dünya tarihi hem de Şanlıurfa için önemli bir olay. Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. İngiltere'de bulunan Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar 1995 yılından sonra yeniden gün ışığına çıkarıldı. Göbeklitepe, insanlık tarihi hakkında bilinenleri, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştiren, dinler tarihini sorgulatan çok önemli ve Dünya çapında bir yapı.

Göbeklitepe,turizm açısından Türkiye için, özellikle de Şanlıurfa için de çok önemli. Gözlemlediğimiz gibi son yıllarda Şanlıurfa Turizmi Göbekli tepe üzerine kurgulanıyor. Özellikle hafta sonunda günde 2-3 bin insanın alanı ziyaret ettiği ifade ediliyor. Göbeklitepe’yi görmeye gelen binlerce turist, turizmci, otelci, esnaf binlerce kişiye ekmek kapısı oluyor. Bu nedenle Göbekli’tepe Şanlıurfa turizmi için önemli bir gelir kaynağı.

Ben de, senede birkaç kez Şanlıurfa’ya gelen misafirlerimizi Göbeklitepe’ye götürmekteyim. Son zamanlarda yol yapılması, üzerinin kapatılması, sosyal tesisi yapılması olumlu girişimler. Fakat her gidişimde, içimi kemiren, beni endişelendiren bir soru var, bu soruyu önce Sanat Tarihçisi ve araştırmacı iki dostumla paylaştım, daha sonra da kamuoyuna mal etmek üzere sizlerle paylaşmak istedim. Endişemin yerli veya yersiz olduğu konusunda -konun uzmanı olmadığım için- emin değilim. Konun uzmanlarının dikkatini çekmek üzere paylaşıyorum.

Endişem özetle şudur, Göbeklitepe’deki üzerinde hayvan figürü kabartmaları olan dikili taşlar (Stel) 11.500 yıl toprak altında kaldığı için günümüze ulaştı, “Şanlıurfa ilinde kara iklimi hüküm sürer. Yazlar uzun ve çok sıcak, kışlar çok soğuk geçer. Yaz ile kış, gece ile gündüz arasında ısı farkı fazladır. Senenin 25 günü sıcaklık 0°C’nin altındadır. En yüksek sıcaklık +46,5°C’dir. Senelik ısı farkı 40 derecedir. “ Göbeklitepe’de gün yüzüne çıkarılan bu yapılar gece-gündüz arasındaki ısı farkından, rüzgardan, kardan, yağmurdan, tozdan, olumsuz etkilenmez mi? Göbeklitepe’deki dikili taşların olumsuz hava şartlarından etkilenmemesi için -üstü gibi- etrafının da kapatılması uygun olmaz mı? Kapatılan mekânda ısı belli bir düzeyde tutularak, ısı farkının dikili taşlar üzerindeki olumsuzlukları giderilemez mi? Yoksa, ısı farkı, rüzgar ve tozun bu yapılara zarar vereceği konusundaki endişem yersiz mi? Göbeklitepe konusundaki endişemi ve önerimi konun uzmanlarına havale ediyorum.

Konu tarihi eserlerden açılmışken bir önerim de Urfa müzesi ile ilgili. Bilindiği gibi Şanlıurfa’da Balıklıgöl’e çok yakın mesafede 1993 yılında bir insan heykeli bulunmuştu. M.Ö. 9500’lü yıllara ait olduğu ifade edilen ve Dünyanın gerçek boyutta yontulmuş ilk insan heykeli olarak bilinen 180 santimetre boyundaki ‘Urfa Adamı’ heykeli, Şanlıurfa Müzesi’nde özel olarak ayrılan bir bölümde sergileniyor. Fakat heykel ile ziyaretçiler arasında bir engel yok. Günümüzden yaklaşık 11 bin yıl öncesine, Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ'a ait eşi olmayan bu heykelin daha kapsamlı korunması amacıyla, heykelin önüne, kırılmaz bir cam konulması, ziyaretçilerin heykele ulaşımın engellenmesi uygun olur kanaatindeyim. İfadelerinde bulundu

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Urfa'da Aşiret Lideri 24’üncü Çocuğunu Evlendirdi
Urfa'da Aşiret Lideri 24’üncü Çocuğunu Evlendirdi
Urfa'daki Kazada Büyük Faciadan Dönüldü
Urfa'daki Kazada Büyük Faciadan Dönüldü