Kerkük’ün Kadim dostu Abdullah Balak
Reklam
Reklam

Kerkük'ün Kadim dostu Abdullah Balak

Kerkük'ün Kadim dostu Şanlıurfa’nın sevilen tanınmış müzik adamı ve besteleri ile gönüllerde taht kuran Abdullah Balak'ın vefatının ardından...

03 Eylül 2017 - 21:52 - Güncelleme: 03 Eylül 2017 - 21:58

Kerkük'ün Kadim dostu Şanlıurfa’nın sevilen tanınmış müzik adamı ve besteleri ile gönüllerde taht kuran Abdullah Balak'ın vefatının ardından... Şanlıurfa’nın sevilen tanınmış müzik adamı ve besteleri ile gönüllerde taht kuran Abdullah Balak aramızdan ayrıldı. Tedavi gördüğü Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 25 Şubat 2017 tarihinde hayata gözlerini yuman Balak, 79 yaşında idi. Abdullah Balak, Şanlıurfa Yeni Aile Mezarlığı'nda sanat camiasından birçok ismin katılımıyla sevenlerinin omuzlarında son yolculuğuna uğurlandı.

Abdullah Balak Kimdir?

Urfa'nın tanınmış eşrafından Osman Vehbi'nin oğlu olarak 3 Şubat 1938 tarihinde Urfa’da doğdu. Lise öğrenimini Urfa’da tamamladı. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi matematik bölümünü bitirdi. Urfa’da öğretmenliğe başladı. 1975 yılında Şanlıurfa Milli Eğitim Müdür Muavinliğine getirildi. 1976 yılında tekrar öğretmenliğe döndü, uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra 1994 yılında Harran Üniversitesi'ne geçti. Abdullah Balak erken yaşlardan itibaren müzikle dolu bir hayat yaşadı. Okuldan önce olduğu gibi okul yıllarında da korolara girerek müzik etkinliklerinde yer aldı. Daha sonra Urfa Musiki Derneği’nde ünlü ustalarla birlikte çalışmalar yaptı. Öğretmenlik yıllarında okul koroları kurdu, çoğu zaman bağlamasıyla onlara eşlik etti. Üniversite yıllarında musiki topluluklarında çalıştı. 11 Nisan kurtuluş gecelerinde Ankara radyosunda Şanlıurfa Kültür Derneği korolarını yönetti.

Şanlıurfa'ya geldikten sonra da müzikle iç içe yaşadı. 1969 yılında tenekeci Mahmut Güzelgöz’le ilgili bir jübile gecesi hazırladı. Gece çok ilgi gördü ve beğenildi. Şanlıurfa’nın müzik kültürüne eşsiz değerler katan, yaşamını Şanlıurfa müziğine adayan; “Felek sen ne feleksen”, “Fadile”, “Eminem”, “Cemilem”, “Kardaş dala konaram”, “Ceylan” gibi 28 besteyi müzik yaşamına sığdıran Abdullah Balak, İbrahim Tatlıses, Nuri Sesigüzel, Mahmut Tuncer, Selahattin Alpay ve Seyfettin Sucu gibi sanatçılara çok sayıda türkü yaptı. Birçok Urfa türküsünün repertuarımıza kazandırılmasında emeği geçti. “Felek Sen Ne Feleksen” türküsünde Mahsun Kırmızıgül ile düet yaptı.

Balak Kerkük’ün Can Dostuydu

İstanbul’da öğrenci iken Abdullah Balak’ın ismini duymuştum. Ankara’da tahsil yapan Kerküklü öğrencilerle dostluk kuran Balak, orada da Kerkük hoyrat ve türküleriyle ilgilenirdi. Ankara’da Tıp eğitimi yapan İmat Nakip ve bazen Ankara’ya giden Ümit Musa Akçay ile musiki meşk ederlerdi. 1970 yılında aziz dost Mehmet Özbek ile tanışınca, ondan da Abdullah Balak’ı duymuştum. Hele onun Fadile ve Kardaş Dala Konaram gibi bestelerini duyunca ona karşı saygı ve sevgi beslemiştim. 1976 yılında görevli olarak gittiğim Urfa’da ilk aradığım kişi Abdullah Balak oldu. Onunla yüz yüze tanışınca, onun da sanki çok eski bir Kerküklü olduğunu sanmıştım. Öylesine yakın ve can dostu biri olduğunu anlayınca, samimiyet ve muhabbetimiz daha da artmıştı.

Urfa’da beni rahmetli Tenekeci Mahmut (Mahmut Güzelgöz) ile o tanıştırmıştı. Urfa Müzesinde görevli olan Tenekeci Mahmut’tan Urfa makam ve hoyratları hakkında uzun uzadıya bilgi alıp istifade etmiştim. Kendisiyle 1976 yılındaki bu ziyarette bir hatıra fotoğrafı da çektirmiştim. Urfa gazelleri üzerine de yaptığımız sohbette Râsih’in “Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne” başlıklı gazeli okumuştu. Balak’tan Urfa divanı hakkında da bilgi alırken, bunun enstrümantal bir parça olmadığını, aslında sözlerle okunduğunu söyledi. O arada yoldan geçen bir taksi şoförüne “Mustafa” diye seslenerek arabayı durdurdu. Bana da hadi atla arabaya bin dedi. Bu arada şoföre “Mustafa arabanın camlarını kapat ve Kerküklü Kardaşımıza bir divan patlat” dedi. O da başım üste diyerek Halilülrahman Gölüne kadar okuduğu Urfa Divanı ile bizi mest etti. O günden beri, rastladığım her Urfalıya Mustafa Şahin adlı divan ustasını sorarım. Son zamanlarda mevlit ve dinî törenlerde okuduğunu duymuştum. Allah uzun ömürler versin.

Balak Kerkük’e, Kerküklülere, Türkmenlere, bütün bir Türkmeneli’ne öylesine düşkün ki, anlatmak mümkün değil. Yaşça benden büyük olmasına rağmen öylesine samimi davranışları vardı ki, sanki aynı yaşta iki kardeş gibi konuşuyorduk. Ona rağmen kendisine her zaman “Abdullah Ağabey” diye hitap ederdim. Tevazuunu ve alçak gönüllüğünü hiçbir zaman elden bırakmasa bile, o bizlerin ağabeyi idi. Kerkük hoyrat ve türküleri dışında, Kerkük’ün yemekleri, Kerkük ağzı ile Urfa ağzının ve halk edebiyatı ürünlerinin benzer olduğunu söyler dururdu. Kerkük ile Urfa bir elmanın iki yarısı gibidir, derdi. Kerkük’te bir anonim dörtlüğümüz vardır:

Kerkük’e düştü yolum

Yar çekme çıkar kolum

Kesildi gelip giden

Men seni kimden sorum

Abdullah Balak ile sohbet ederken, Urfa’da Kerkük üzerine söylenmiş bir mâni vardır, dedi. Ben de merak ettim doğrusu ve hemen sordum, nasıl bir mâni ağabey, dedim. Mâniyi okudu:

Kerkük’e düştü yolum

Yay çekmez oldu kolum

Kesildi gelip giden

Ben seni kimden sorum

Bu dörtlüğü duyunca hayret etti ve galiba doğru olan dörtlük de Urfa’da söylenmiş olandır dedim. Çünkü “Yar çekme çıkar kolum” anlamsız bir mısra idi; ancak Balak Hoca’nın söylediği Yay çekmez oldu kolum” mısraı doğru olan biçimidir. Bu mısra yoldan gelenin yol yorgunluğunu ifade eder ki, doğrusu da budur. Bunu daha sonra “Kerkük Musikisi Metinlerinin” tamiri konusunda verdiğim bir bildiride kullanmıştım. Urfa’ya her gittiğimde de mutlaka Abdullah Balak’ı arar görüşürdük. Çünkü Urfa’ya gidip de Balak’ı görmeden dönmek, Urfa’yı görmemiş sayılırız. Bir seferinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin öğrencileri ile yaptığım bir seyahatte de bizlere her türlü samimiyeti gösterdi. Öğrencileri ağırlamak için kaldığımız otele, özel olarak yaptırdığı bir tepsi baklava ile gelerek, bizleri ziyadesiyle mahcup etmişti. Evet öylesine derin izler bırakan Abdullah Balak, kolay unutulan bir insan değildir. Hayatını, bütün dünyasını Urfa’ya hasreden, sesini nefesini ve hevesini Urfa’ya adayan aziz Balak ağabeyi unutmak mümkün değildir. O her zaman içimizde, sohbet ve sözümüzde anılan büyük bir değer olarak yaşayacaktır. Nur içinde yatsın…(Kaynak: ŞURKAV)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
MHP'li Özyavuz'dan Sert Tepki
MHP'li Özyavuz'dan Sert Tepki
Urfa Derbisini Siverek Kazandı
Urfa Derbisini Siverek Kazandı