Nemrudun Kızı

Nemrudun Kızı

nemrudun kızı, nemrudun kızı hikayesi, nemrudun kızı dinle, nemrudun kızı youtube, nemrudun kızı mahsun kırmızıgül, nemrudun kızı kazancı bedih, nemrudun kızı sözleri ve hikayesi,nemrudun kızı zeliha,nemrudun kızı hikayesi kısa

04 Ocak 2018 - 23:23 - Güncelleme: 04 Ocak 2018 - 23:35

Arif Çelik’in Nemrud’un Kızı Türküsü Üzerine, Türküler halkın sevincini, coşkusunu, yasını dile getirir. Türkülerde gurbet vardır, ayrılık vardır, bir gün kavuşma ümidi vardır. Âşık, dağlarla konuşur, derelerle dertleşir, uçan kuştan haber alır, sevdiğine seher yeli ile turnalarla selam gönderir. Ozan, özlemini, hasretini, bazen de kızgınlığını, sitemini türkülerle ifade eder. Türkülerin pek çoğunun bir öyküsü vardır. Türkü; kahramanlık, ölüm, gurbet, ayrılık veya aşk öyküsü gibi olaylar sonucu ortaya çıkar. Türküyü yakan (besteleyen), bazen kendisinin yaşadığı, bazen gördüğü, duyduğu pek çoğu da acıklı olayları, kendi duygu ve düşünceleri ile harmanlayarak türkülere döker.

“Müzik ruhun gıdasıdır” denir, gerçekten de “Türkü” dinlemek ruhunuzu okşar, huzur verir. Bazen sizi hülyalara daldırır, alır diyarlardan diyara götürür. Nesimi’nin “Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi. Kâh inerim yeryüzü- ne seyreder âlem beni” deyişinde söylediği gibi, türkü dinlerken farklı düşüncelere dalarsınız. Hele bir de türkünün sözlerinin anlamını ve hikâyesini bilerek dinlerseniz, türkünün duygusal boyutu ve tesiri daha da artar. Biz bu yazımızda Şanlıurfalı Bestekâr Arif Çelik’in “Nemrud’un Kızı” Türküsü ve öyküsü üzerinde duracak, türkü ile ilgili konulardan söz edecek, türkünün arka planına, doğuşuna neden olan olaylara değineceğiz.

Nemrudun Kızı” türküsünün hikâyesi nedir?

Türküler bestelenir (yakılır) fakat her zaman halkın huzuruna çıkmaz, düşmez, ünlenmez. Türkü ne kadar iyi olursa olsun, tanınması, ünlenmesi için vaktini saatini bekler. Yıllarca bir köşede duran, kimsenin ilgilenmediği bir türkü, bir kişinin seslendirmesi ile halkın sevgisini kazanır, dillerden düşmez, adeta halkın gönlünde taht kurar. Örneğin 1940’lı yıllarda Mukim Tahir’in taş plaka okuduğu “Ayağında Kundura” türküsü bir köşede kalmış, unutulmuş bir türkü iken, yaklaşık 35 sene sonra, İbrahim Tatlıses’in 1975 yıllında plaka okumasıyla hem türkü halkın diline düştü, ünlendi, hem de okuyan İbrahim Tatlıses ünlendi. Pek çok türküde bu durumu görmekteyiz. Bu yazımızda bahsedeceğimiz “Nemrud’un Kızı” türküsü de aynen bunun gibi oldu. Arif Çelik, 1982 yılında bestelediği türküyü çeşitli müzik ortamlarında seslendirdi. Biz de pek çok sıra gecemizde değerli dostumuz Arif Çelik’in sesinden –diğer besteleri ile birlikte- bu türküyü dinledik. Müzik meclislerinde, kasetlerde okunsa da türkünün yurt çapında ünlenmesi için demek ki vakti-saatinin dolması gerekiyordu. Aradan yaklaşık 22 sene geçtikten sonra 2004 yılında Ses sanatçısı Mahsun Kırımızıgül, Merhum Kazancı Bedih ile düet yapınca “Nemrud’un Kızı” türküsü çok sevildi, geniş halk kitlesine ulaştı ve beste herkes tarafından bilinir oldu.

“Nemrud’un Kızı” türküsünün söz ve müziğini yazan Arif Çelik’ten dostları ısrarla, Türkünün hikâyesini yazmasını ister. Arif Çelik de “Bu naçiz bestemin, - varsa- hikâyesini yazmamı istedi/istiyor bu aralar, bazı dostlarımız. Bir hikâyesi yok doğrusu.” Diyor ve şöyle devam ediyor “Hikâyesi yok, ancak isminin (Nemrudun Kızı) şöyle bir hikâyesi var“ diyerek Türkü’de geçen “Nemrud’un Kızı” sözünün nasıl doğduğunu güzel bir şekilde anlatıyor.

Bir yaz günü Urfa’da hayatlı (avlulu) bir evde bir mahalli sanatçıya bant doldurma (günümüzde albüm yapma) sırasında geçen sahneleri naklediyor. O gün hava çok sıcak, herkes terden sırılsıklam, kendisi müzik yönetmeni. Sanatçı, okuduğu “Dağlar seni delik delik delerim” Türküsünün bir bölümünde takılmış O bölüme gelince sözleri sürekli unutuyor. Bu nedenle eser defalarca tekrar ediliyor. Tam da o kısmı sağlam okuyup geçtikleri sırada, ev sahibi, aynı zamanda kaydı yapan yapımcı ve tonmaisterin Annesi’nin -heyattan (avlu)- “çay hazır” sesi, bant kaydına giriyor. Bu kez bu nedenle kayıt bozulmuş oluyor. Yapımcı kayıt yapılan odadan heyada (avlu) açılan kapıyı açtığında, Annesi’ni elinde çay tepsisiyle buluyor ve buna sinirleniyor. Çay getiren annesine –şimdi sırası mıydı gibilerinden- çıkışıyor. Çay tepsisini oğluna veren teyze giderken "Çay getırmîseen kabahat, Getırîseen, suç! Nemrıdoğlı Nemrıd" diye söylenerek oğluna kızgınlığını ifade ediyor.

Arif Çelik, yıllar sonra bestelediği türküde "Zalimin kızı, Gâvurun kızı" yerine, Urfalı bir gencin sitem ettiği sevgilisine içini ancak öyle rahatlatacağını düşünerek, “Nemrudun kızı" sözlerini kullandığını nakletmektedir.

Türkünün Hikâyesi; Hz. İbrahim’i Ateşe Atan Zalim Kral Nemrut İle İlgidir. Türküde geçen “Nemrud’un Kızı” sözü -Hz. İbrahim’i ateşe atan Hükümdar Nemrut’un zalimliğine atfen- sevgiliye serzeniş olarak kullanılmıştır. Bu nedenle türkünün hikâyesinin ana temasıda Hz. İbrahim ve Nemrut olayı ile de ilgilidir. Hz. İbrahim hakkında kısa bir bilgi vererek, Nemrut ile ilgili efsaneye değineceğiz. “Hz. İbrahim, Kur'an-ı Kerim'de bildirilen peygamberlerdendir. Meryem Suresi 41. Ayetinde; İbrahim'i (kıssasınıda) an. Şüphesiz ki O, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.” diye zikredilmektedir. Hz. Âdem, Hz. Nuh’dan sonra Ülül'azm (Azim ve sebat sahibi) Peygamberlerin üçüncüsü olup Başkentleri Babil olan Mezopotamya'da yaşamış Keldâni kavmine (Babiller) gönderilmiştir.

Babasının ismi Âzer’dir. Allah- ü Teâlâ’nin varlığını kendi akıl ve mantığıyla bulmuştur. Oğulları İsmail ve İshak’tan ziyade soyundan daha birçok peygamber geldiği için “Ebü'l enbiya” (Peygamberler babası) da denilmiştir. Hz. İbrahim, peygamberimiz Hz. Muhammed’in dedelerindendir. Hz. İbrahim, Allah'tan başkasından hiçbir zaman yardım dilemeyip, O'nun dostluğunu ihtiyar ettiği (seçtiği) için Allah (C.C.), ona, "Halilim"(dostum) dedi ve adı "Halilullah" (Allah'ın dostu) oldu. Bu nedenle Hz. İbrahim (A.S.) “Halil ür Rahman” lakabı ile anılır. Hz. İbrahim'in cömertliği meşhurdu. Herkese yemek yedirmekten hoşlanırdı. Misafir olmadığı zamanlar sofraya oturup yemek yemezdi. Kurduğu sofrada evindeki hiçbir şeyi eksik etmez ve kendisine gelen kimseyi boş çevirmezdi. Bu nedenle “Halil İbrahim Sofrası” deyimi meşhur olmuştur. Bu sofra tanıdık tanımadık herkese açık olmakla birlikte, hiç tükenmediği için “Halil İbrahim Bereketi”denilmiştir.”

Hz. İbrahim’in Ateşe Atılması

Efsaneye göre Nemrud, yaklaşık dört bin yıl önce Urfa’da yaşamış zalim ve mağrur bir Babil kraldır. Kendisini Allah olarak görür. Rüyasında saltanatını, doğacak bir çocuğun yıkacağını görünce, o yıl doğan bütün erkek çocukları öldürtür. Bu günlerde, Nemrud’un başdanışmanı Azer’in hanımı Sare’de hamiledir. Doğum vakti yaklaşınca gizlice bugünkü Urfa Kalesi’nin kuzeyinde bulunan küçük bir mağaraya gider ve tek başına Hz. İbrahim’i doğurur. Mağarayı kendilerine korunak olarak kullanan ceylanlar bu küçük çocuğu kendi sütleriyle beslerler. İbrahim büyünce, halka yaptığı zulümlerden ve putlara tapınmasından dolayı Nemrud’la mücadeleye başlar. Nemrud, Hz. İbrahim’i yakalatarak hazırlattığı mancınıktan ateşe atar. Allah’ın emri ile ateş Hz. İbrahim’i yakmaz. Ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Ateşin ortasında güzel bir pınar oluşur, çevresi yeşillenir, güllük gülistanlık olur. Hz. İbrahim’in düştüğü yere Halilür Rahman Gölü (Balıklı göl) denilir. Hz İbrahim’in ateşe atılması ile ilgili Kuran-ı Kerim Enbiyâ Suresi 69. Ayetinde zikredildiği üzere Allah, ateşe “Ey ateş, İbrahim'in üzerine serin ve selâmet (zararsız) ol” der. Böylece ateş Hz. İbrahim’i yakmaz. Hz. İbrahim’in ateşe atılmasında bir aşk öyküsü de vardır. Nemrud’un üvey kızı Züleyha, Hz. İbrahim’e inanmıştır ve ona âşıktır. Nemrut Hz. İbrahim’i ateşe atılınca, dayanamaz, o da kendini ateşe atar. Çok güzel bir kız olan. Züleyha’nın düştüğü yer de “Züleyha’nın Gözü” anlamına gelen “Ayn- Zeliha Gölü” oluşur. (Züleyha ismi kelime anlamı olarak, doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, genellikle masallarda adı geçen çok güzel kadın “Su perisi” anlamına gelir.) Günümüzde Halil-ür Rahman Gölü ve Ayn-Zeliha Gölü binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Tarihte pek çok kendini beğenmiş, mağrur kralın sonu gibi Nemrud’un ölümü de trajik (feci) olmuştur. Kendini güçlü, kuvvetli zanneden, kendini îlah sayan, zalim kral Nemrud’un ölümü, topal bir sinek tarafından olmuştur. (Bu ibretlik olaydan, alınacak pek çok ders vardır). Efsaneye göre, topal sinek, Nemrud’un burun deliğinden girerek yavaş yavaş beynini kemirmeye başlayınca, Nemrut ıstırabını dindirmek için her çareye baş vurur. Sonunda keçeden yaptırdığı tokmaklarla başına vurdurmaya başlar. Bu şekilde tokmak altında can verir. Nemrut'un kafasına tokmaklarla vuruldukça, (Vur ha.. Vur ha... Ur ha.. Ur ha..) diye bağırmasından dolayı ilin adına "Urha", daha sonra da "Urfa" denildiği söylenir. Türkünün Hikâyesi “Nemrıdoğlı Nemrıd “ Sözünde Gizlidir. Kanaatimce; “Nemrud’ın Kızı” türküsünün hikâyesi aslında ev sahibi Teyze’nin söylediği “Nemrıdoğlı Nemrıd “ sözünde gizidir.

Efsanede ismi geçen, çocukları öldüren, Hz. İbrahim’i ateşe atan “Nemrut”, yüz yıllardan beri Urfa’da, “zalim”, “mağrur”, “dinsiz” anlamında bir deyim olarak kullanılır. Urfa halkı vicdansız, zalim kişilere “Nemrudi”; yumuşak huylu, vicdan sahibi, iyiliksever, sofrası açık, Allah dostu olanlara da “Halili” der. Urfalı zulme, haksızlığa uğradığında, -beddua olarak- o kişiye “Nemrut oğlu Nemrut” diyerek, serzenişini, sitemini, kızgınlığını dile getirir.

Arif Çelik’in söz ettiği (bant doldurdukları evin hanımı) Teyze de, emekeziyetle misafirleri için çay yapmış, getirmiş, sessizce de “çay hazır” diye içeriye seslenmiş. Ne bilsin ki, “Çay hazır” ifadesi içerideki ses kaydına geçecek, Teyze, bu ikramına karşı oğlundan teşekkür beklerken azar işitince, oğluna “Nemrut oğlu Nemrut” diye sitem etmiştir.

Sanıyorum Arif Çelik de şuuraltındaki bu “Nemrut” kelimesini, acımasızlığı daha da şiddetli vurgulamak için “Zalımın kızı, Gâwurun kızı" yerine “Nemrud’un Kızı” sözünü kullanmıştır. Yine dikkat edilirse türküde “Yandırdı bizi”, “Feleğin sillesi”, “Sil Yazımızı”, “Kurtar Bizi”,” Mevlam gör bizi” mısralarıda Hz İbrahim’in Nemrut’la mücadelesindeki “Ateş”, “Yakma”, “Kurtulma” ve daha pek çok simge ile örtüşmektedir.

“Nemrudun Kızı Değil, Sobanın Gazı Öldürdü”

Nemrud’un Kızı türküsünden bu kadar söz ettikten sonra türkünün çok daha geniş kitlelerce sevilmesine vesile olan Kazancı Bedih’den söz etmemek olmaz herhalde. “Nemrud’un Kızı” türküsünü pek çok sanatçı okudu fakat en güzeli, ses sanatçısı Mahsun Kırımızıgül’ün Kazancı Bedih (Yoluk) ile yaptığı düetti. Bu İkili’nin okuması ile türkü daha çok sevildi. Urfalı Kazancı Bedih, kendine has okuma tavrı ve içli sesi ile usta bir gazelhandı. Önceleri mahalli olarak tanınmakta iken, televizyon ve sinema filmlerinde okuduğu gazeller nedeni ile ünü bütün dünyaya yayıldı. Bu kadar ünlü bir sanatçı ne yazık ki hanımı ile birlikte katalitik sobadan zehirlenerek vefat etti. Pek çok sanatçı, birkaç eserle ünlenip, maddi olarak dörtköşe olurken, ömrünü müziğe vermiş Kazancı Bedih’in en azından rahat bir hayat sürecek kadar para kazanamaması, katalitik sobadan zehirlenerek ölmesi, sevenlerini üzdü. İşte bu nedenle Nemrudun kızı türküsünü milyonlara sevdiren Kazancı Bedih için, “Nemrudun kızı değil, sobanın gazı öldürdü” diyor Araştırmacı- Yazar Yaşar Duru. Değerli dostumuz Yaşar Duru, bir yazısında Kazancı Bedih ile ilgili duygu ve düşüncelerini söyle naklediyor “Sesinin rengi ve tınısı, sıra dışı ve pek rastlanır türden değildi. Bir gazeli birkaç makamda okuyacak kadar müzikal yeteneğe sahipti. Musikiyi mektebinde değil ama usta çırak geleneği çerçevesinde yörenin usta icracılarından öğrendi. Gazel ve hoyrat okuma tavrının oluşmasında Tenekeci Mahmut’tan etkilenen Kazancı Bedih, ud, tambur ve cümbüş çalmada da, en az gazelhanlığı kadar ustaydı. Yetmişinden sonra da olsa, milyonlarca insanın gönlüne taht kurdu. O’nu anarken anlamak gerektiğine inanıyorum. Başarısının büyüklüğü ancak bu şekilde kabul ve takdir edilebilir. 19 Ocak 2004’te kara haberi geldi; ‘Kazancı Bedih sizlere ömür’ dedi telefonun öbür ucundaki ses. ‘Dün gece... Hanımıyla birlikte, katalitik sobadan sızan gazdan zehirlenmişler’ diye ekledi. O gece ekranlarda; Mahsun Kırmızıgül ile düet yaptığı; ‘Nemrudun kızı, yandırdı bizi’ türküsünün klibini ıslak gözlerle izledikten sonra; ‘Nemrudun kızı değil, sobanın gazı öldürdü’ diye birer birer döküldü kelimeler dudaklarımdan” “El-ma'na fî batn'iş-şair" yani “Mana, Şairin Karnındadır" Biz yine “Nemrudun Kızı” türkümüz üzerine son sözlerimizi söyleyip konumuzu noktalayalım.

Arapların bilinen meşhur bir sözü vardır: "El-ma'na fî batn'iş-şair" yani "Mana, şairin karnındadır" Bu cümleden hareketle “Nemrudun Kızı“ türküsünde esas olarak neyi ifade etmek istediğini elbette ki türkünün bestekârı Arif Çelik bilir. Biz türkünün sözlerine ve bu sözlerin kökenine bakarak kendi kanaatimizi söylersek; “Nemrud’un Kızı” Türküsü bir aşk hikâyesidir. Fakat Türkü’deki imgeler, ifadeler ve hikâyenin özünde, Hz.İbrahim’in Nemrut’la mücadelesi efsanesi ile örtüşmektedir. Her Urfalı gibi Arif Çelik’in de zihninde bu efsane vardır. Saz ve Ses Sanatçısı, Bestekâr Arif Çelik bir aşk öyküsünü mısralara dökerken, duygu ve düşüncelerini bu efsanede geçen imgelerle yoğurmuş ve “Nemrud’un Kızı”nı bir aşk türküsü olarak bize sunmuştur. Bir türkünün sözlerinin anlamını ve hikâyesini bilerek dinlemek, türkünün duygusal boyutunu ve tesirini artırır. Zalim Nemrud’un hikâyesini bilen birinede, bu türküyü dinlerken, Nemrud’un kızının sillesi çarpar, yüreği yanar (hele kendisi de âşıksa),Bu türkü’yü dinleyince adeta sarhoş (esrik) olur, mest olur, kendinden geçer…!

NEMRUD'UN KIZI

Söz-Müzik: Arif Çelik

Nemrud'un kızı yandırdı bizi

Çarptı sillesini felek misali

Sil yazımızı kurtar bizi

Çarptı sillesini felek misali

Mevla’m gör bizi

Ocağım söndü nasıl beladır

Bırakıp getti bu ne devrandır

Dünya gözümde Kerbela’dır

Allah'tan bulasın

Karalsın bahtın, yıkılsın tahtın

Yalvardım yakardım yol bulamadım

Ah, doğmasaydım kara yazım

Evirdim çevirdim yaranamadım

Ayandır halım

Ocağım söndü nasıl beladır

Bırakıp getti bu ne devrandır

Dünya gözümde Kerbela’dır

Allah'tan bulasın

(ŞURKAV-Abuzer Akbıyık)

nemrudun kızı, nemrudun kızı hikayesi, nemrudun kızı dinle, nemrudun kızı youtube, nemrudun kızı mahsun kırmızıgül, nemrudun kızı kazancı bedih, nemrudun kızı sözleri ve hikayesi,nemrudun kızı zeliha,nemrudun kızı hikayesi kısa

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Şanlıurfa'da kadın kılığına girerek saklanan tacizci yakalandı
Şanlıurfa'da kadın kılığına girerek saklanan tacizci...
Yaşlı kadını 100 bin TL dolandırdılar
Yaşlı kadını 100 bin TL dolandırdılar