'Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gelecek' Sempozyumu

'Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gelecek' Sempozyumu

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sağlık çalışanları ile ilgili yıpranma payı konusunda işin peşini bırakmayacağını belirterek, sağlıkçıların bu hususta haklarının büyük olduğuna...

'Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gelecek' Sempozyumu
18 Ekim 2016 - 13:45 - Güncelleme: 18 Ekim 2016 - 15:01
Reklam

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sağlık çalışanları ile ilgili yıpranma payı konusunda işin peşini bırakmayacağını belirterek, sağlıkçıların bu hususta haklarının büyük olduğuna inandığını ve birlikte omuz omuza bunu gerçekleştireceklerini ifade etti.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Sağlık-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (SASAM) tarafından Ankara'da düzenlenen 'Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gelecek' sempozyumunun açılışına Sağlık Bakanı Recep Akdağ, TBMM Aile, Sağlık, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Vural Kavuncu, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Dr. Pavel Ursu, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Prof. Dr. İrfan Şencan'ın yanı sıra çok sayıda bürokrat, akademisyen ve sağlık çalışanı katıldı.
Sempozyum da konuşan Bakan Akdağ, Türkiye'nin uzun bir zamandır terörle mücadele ettiğini hatırlatarak, "Hem de farklı kaynaklardan gelen terör şiddetiyle mücadele ediyoruz. Bu terörist saldırıların çok önemli bir bölümünde ben doğrudan doğruya ilk saatlerde olay mahalinde bulunuyorum vazifem gereği. Dünyada buna benzer bir yükü 15 Temmuz örneğinde olduğu gibi 1 gecede karşğılayabilecek belki parmakla sayılabilecek ülke var sayı olarak. Bunu başarmak kolay değil bu ciddi bir organizasyon gerektiriyor, çok ciddi bir hazırlık gerektiriyor ve hepsinden öte sağlık çalışanlarının yüreğini ortaya koymasını gerektiriyor ki Türkiye bunların hepsine sahip. Süreç içerisinde 6 tane şehidimiz var. Terör saldırılarında, özellikle bu çukur siyaseti ile ortaya çıkan o hain işgal teşebbüslerinde hayatını kaybeden 6 sağlık şehidimiz var" diye konuştu.
Bakan Akdağ konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bin yılın gelişme hedefleri vardı, ikinci bin yılın gelişme hedefleri bitti. Birleşmiş Milletler şimdi 17 hedefle sürdürülebilir gelişme adı altında bütün insanlığa yol gösteren güzel bir program hazırladı. Bu programın içerisindeki önemli bileşenlerden biri de sağlık ve bileşen bize şunu söylüyor: Her bir insan sağlık hakkına sahiptir, sürdürülebilir biçimde bu hakka erişmelidir. Türkiye olarak biz bu gayeye çok yaklaşmış durumdayız ama mutlaka yapmamız gereken başka hizmetler de var. 93-2013 arasındaki ekonomik geşlişmeyi değerlendiren bir çalışma, Dünya Bankasının önemli bir bilim insanı grubuyla yaptığı bir rapor bize gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümelerinin yüzde 24'ü sağlığa yapılan harcama ve yatırım sonucunda meydana gelmiş."
"Sağlığa harcanan parayı boşa harcanmış gibi görmemek gerekir"
Bakan Akdağ, Maliye Bakanı ile görüşmelerinin sonucunda sağlığa harcanan parayı boşa harcanmış gibi görmemek gerektiğine işaret ederek, "Bir taraftan insana hizmet ediyorsunuz ama diğer taraftan da sağlığa harcadığınız para, ekonomiye katkı olarak geri dönüyor. Eğer sürdürülebilir bir ekonomik gelişim istiyorsanız sağlığa yatırım yapmalısınız. Biz Türkiye'de bunu yapmaya çalışıyoruz. Türkiye'de bir sağlıkta dönüşüm programı yaşadık. Sağlık hizmetlerinden memnuniyet yüzde 30'lardan 75'e çıktı. Sağlık harcamalarından dolayı insanlarımız sefalete düşüyordu bu son derece nadir hale geldi, 6 kat azaldı" ifadelerini kullandı.
"Yeni bir döneme başlamazsak bundan sonra hastalık yükümüz artacak"
Bakan Akdağ, sağlıkta dönüşümün ikinci fazından bahsettiğini dile getirerek, "Önümüzdeki 3 yılın özellikle yeni hamle yılları olacağından bahsediyorum. Son birkaç senedir hatırı sayılı bir ilerleme sağlayamıyoruz. Bu yaptığımız işlerin yanlışlığından değil, daha zor bir sürece girdik. Bebek ölümlerini binde 7'ye düşürdük ama bebek ölümlerinin daha aşağı düşmesi için en zor yerlerdeyiz. O halde farklı düşünmek, yeni stratejiler geliştirmek, bu stratejileri yeni uygulmalarla hayata geçirmek zorundayız. Sağlık Bakanlığı olarak 1 ay önce başladık kendimize 6 ay koyduk, yoğun bir biçimde hem sahada çalışıyoruz hem Bakanlık Merkezi'nde çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde SASAM dahil, Sağlık-Sen dahil bütün paydaşlarla bir araya geleceğimiz sağlık politikası laboratuvarları oluşturacağız ve stratejimizi, faaliyet planlarımızı, uygulamalarımızı revize ediyoruz, yeniliyoruz. Buna ihtiyacımız var çünkü şartlar ve ihtiyaçlar değişti. Türkiye'de son 12 sene içerisinde hastalık yükümüz yüzde 4 azaldı. Dünyada bunu başarabilmiş birkaç ülke var ama biliyoruz ki yeni bir döneme başlamazsak bundan sonra hastalık yükümüz artacak" değerlendirmelerinde bulundu.
"Gelin Sağlık-Sen'le beraber yeni bir inisiyatif başlatalım"
Bakan Akdağ, sağlık çalışanlarına ve Sağlık-Sen'e ortak çalışma önerisinde bulunarak, "Sağlık çalışanlarının sigaraı bırakma oranı bütün toplumun önüne geçmişti. Gelin Sağlık-Sen'le beraber yeni bir inisiyatif başlatalım. Sağlık-Sen'in 235 bin üyesi var, Sağlık-Sen ile birlikte bir araştırma yapalım, SASAM'la sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma yapalım. Vücut kitle indeksimizi bir bütün olarak tespit edelim, sonra kendimize bir süre koyalım ve o süre sonunda bütün Sağlık-Sen mensuplarının vücut kitle indeksini toplu olarak düşürelim. 4 Ekim'de ben topluma bir söz verdim, Milli Eğitim Bakanımız'la birlikte bu sözü verdik. Ben o gün 86 kiloydum, vücut kitle indeksim de 30'un üzerindeydi maalesef. Şimdi 2 hafta içerisinde 2 kilo verdim. Bu ülkenin Sağlık Bakanı olarak böyle bir inisiyatifi almak, 'cesareti' göstermek zorundaydım. Şunu da itiraf edeyim, sigara içmedim ama yemeyi bırakmak heralde sigarayı bırakmaktan daha kolay değil" değerlendirmelerinde bulundu.
"Sağlıklı bir gelecek için sağlık çalışanlarının değişim yönetimi de gerekiyor"
"Biz bütün dünyaya sigara mücadelesi nasıl yapılı göstermiş bir milletiz, inşallah Türk milleti olarak hep beraber bunu da dünyaya göstereceğiz" diyen Bakan Akdağ şunları kaydetti:
"Sağlıklı bir gelecek için sağlık çalışanlarının değişim yönetimi de gerekiyor. Bunu da birlikte yapalım, değişim yönetimi en tepedeki yöneticilerden başlayarak çalışanların bütününe yayılan bir zihniyet değişimini ifade eder. Önce değiştirmemiz gerektiğinin farkında olmalıyız sonra bunu arzulamalıyız, bunun bilgisine sahip olup maharetine sahip olmalıyız, daha sonra da bu değişime ön ayak olanlar, bu hususta mesafe almamıza öncelikle katkı verenleri ödüllendirmeliyiz. Dolayısıyla bu da Sağlık Sendikası ile yapılabilecek en güzel çalışmalardan birisi. İkinci bir teklifte bulunuyorum; geniş katılımlı değişim yönetimi çalışmalarına başlayalım. Yani hizmet içi eğitimden bahsetmiyorum sadece hepimizin başta Sağllık Bakanlığı'nın olmak üzere bakanlık çalışanlarının, yöneticilerinin ve bütün hizmet eden arkadaşların sağlıklı gelecek için zihniyetimizi geliştirmek, zihniyetimizi değiştirmekten bahsediyorum, bunu da sendikamızla beraber yapalım."
Yıpranma payı konusunda bu işin peşini bırakmayacağını belirten Bakan Akdağ, sağlıkçıların bu hususta haklarının büyük olduğuna inandığını ve birlikte omuz omuza bunu gerçekleştireceklerini ifade etti.
Sempozyumun açılışında konuşan Memur-Sen Genel Başkan Vekili ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş ise, sendika olarak Halk Sağlığı Günleri'nde, her yıl bir konuyu detaylı şekilde ele alarak farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Geçen yıl, Sağlık Okur Yazarlığı temasının işlendiği sempozyum düzenlediklerini hatırlatan Memiş, bu yıl da, 'Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gelecek' teması ile düzenledikleri sempozyum ile, 'Sağlıklı Toplum ve Sağlıklı Gelecek' hedeflerine öncülük etmenin yanı sıra, sağlık hizmetlerini, hem halk, hem sağlıkçılar için en nitelikli koşullara ulaştırmak istediklerini ifade etti. Bu hedeflere hizmet etmesi amacıyla 2014 yılında SASAM Enstitüsü'nü kurduklarını belirten Memiş, "Sağlık ve sosyal hizmet politikaları başta olmak üzere sosyal politikanın bütün alanlarında bilimsel faaliyetler yürütmek, toplumsal gelişimi teşvik edici çalışmalar gerçekleştirmek gibi amaçlar doğrultusunda kısa zaman diliminde önemli çalışmalar ortaya koyduk" diye konuştu.
"Artık tedavi edici değil koruyucu sağlık hizmetleri için daha fazla enerji harcamak zorundayız"
Memiş, bireysel, sektörel ve toplumsal düzeyde halk sağlığını önceleyen bir sosyalizasyon hedefleniyor ise, bu hedefe siyaset kurumunun liderlik etmesi, halka dönük mesajlar boyutuyla sağlığı siyaset üstü bir konu olarak gündemine alması gerektiğinin altını çizdi. Sağlık-Sen olarak sistemin ruhuna uymayan palyatif çözüm arayışlarını doğru bulmadıklarını da dile getiren Memiş, "Artık tedavi edici değil koruyucu sağlık hizmetleri için daha fazla enerji harcamak zorundayız. 2. ve 3. basamak sağlık tesislerine erişimin istatistiki sonuçlarına göre değerlendirme yapmaktan uzaklaşmalıyız. Hem sağlık işgücü hem de sağlık giderleri açısından sürdürülebilir sağlık politikalarını önemsemeli ve artık 1. basamak sağlık hizmetlerine erişimi özendirmeliyiz" şeklinde konuştu.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da, "Toplumun, ruh sağlığını, akıl sağlığını ve beden sağlığını temin etmeye çalışan bir kadroyuz. Beden sağlığı konusunda yıpranma yaşıyoruz, dolayısıyla, yıpranma payı, fiili hizmet zammı konusunda toplu sözleşmemizde geçen yıl önemli bir merhaleyi kat ederek, konu hakkında gereken çalışmanın yapılmasını sağladık. Bu konunun nihayete ermesi ve geniş bir çerçevede ele alınması sağlık personelini memnun edecek şekilde değerlendirilmesi konusunda bakanımızın da elinden gelen gayreti göstereceğini düşünüyorum" dedi.
"Musul konusu yabana atılacak bir konu değildir, Musul, kilit taşıdır"
Konuşmasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçın, Musul konusunda emperyalist planların işleme konmaya çalışıldığını ifade ederek, "Türkiye'yi Musul konusunda dışarıda tutmak isteyenler var. Türkiye, Musul'a girmesin diyerek, umudunu bağladıkları odaklara teslimiyet içerisinde davranan ve fitne ateşini yakmaya çalışanlar var. Mezhep çatışmalarıyla, bölgeyi İsrail'e yem etmeye çalışan basiretsiz siyasetçilerin olduğu bir zeminde Türkiye, bu konuda 'Musul, İstanbul'dan farksızdır ve oradaki bir hareketlilik bizi de etkiler' tavrını takındı. O coğrafya bizim sınırımızdır, okyanus ötesinden orada dizayn yapmaya çalışanlara müsaade edilmemeli, bu konuda toplumsal destek Türkiye'nin arkasındadır. Musul konusu yabana atılacak bir konu değildir, Musul, kilit taşıdır" değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: İHA

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Amatör maçta ortalık savaş alanına döndü
Amatör maçta ortalık savaş alanına döndü
Kan davası barışla sonuçlandı
Kan davası barışla sonuçlandı