Şair Nabi'nin Urfa'da Bilinmeyen Bir Kitabesi

Şair Nabi'nin Urfa'da Bilinmeyen Bir Kitabesi

Şair Nabi'nin Urfa'da Bilinmeyen Bir Kitabesi Hekim Dede Camii bulunan sekiz mısra halinde yazılmış Hekim Dede Çeşmesi Kitabeleri.

Şair Nabi'nin Urfa'da Bilinmeyen Bir Kitabesi
18 Eylül 2016 - 21:29
Reklam

Hekim Dede Çeşmesi, Hekim Dede Camii ve türbesinin güney cephesindedir. Üzerinde ki kitâbe sekiz mısra halinde yazılmıştır.  

Araştırmacı Yazar Emekli Öğretmen Mahmut Karakaş araştımasında ; “Şanlıurfa ve İlçelerinde Kitabeler” isimli kitabını hazırlarken, bu Hekim dede çeşmesi kitâbesi çok bozuk olduğu için ancak birkaç kelimesini okuyabilmiş. Sadece çeşmeyi yaptıran Arifî Ahmet Efendi'nin adı ve son mısra ile çeşmenin yapılış tarihi olan Miladi 1708 tarihinin karşılığı olan hicri 1120 tarihi belli oluyordu. Bir de Hekim Dede ismi okunuyordu. Bunun dışında yazı, taşın yumuşaklığı, zamanın ve hava şartların etkisiyle düzleşmiş ve okunamaz duruma gelmişti. Dolayısıyla kitaba kitâbeyi, görebildiğim ve okuyabildiğim kadar koyabildim.

Ahmet Arifî Efendi, Hekim Dede türbesinin güneyine eni 2,5 boyu 2,5 ve yüksekliği 4 metre olan üstü kapalı bir havuz yaptırmıştı.

Bu günlerde Şair Yusuf Nabi'nin divanını karıştırırken, tarih düşürme bölümünde bir tarih düşürmede Hekim Dede ismine rastladım. Bu benim dikkatimi çekti ve şiiri tekrar tekrar okudum. Çeşmeyi yaptıran zatın ismi ve çeşmenin yapılış tarihi bizim Hekim Dede Türbesi yanındaki çeşmenin aynısı idi. Sadece iki mısra fazla olup on mısra idi. Demek ki kitâbenin çerçeveye sığması için iki mısraı yazmamışlardı. Dolayısıyla bu şiirin kitabe ile aynı olduğunu anladım. Çünkü son mısrası tutuyordu. Nabi, bu çeşme için ikinci bir kitabe daha yazmıştı. Orda da Hekim Dede ismi açıkça geçiyordu. Sadece bu kitabelerde Urfa ismi kullanılmamıştı.

Nabi, bu kitâbeyi yazdığı sırada Halep'te bulunuyordu. Orada iken çeşitli yerlere kitâbe yazmış göndermişti. Urfa'da Vali Yusuf Paşa Camii ve çeşmesine, Vali Süleyman Paşa'nın yaptırdığı köşke, yine Vali Mustafa Paşa'nın yaptırdığı köşke kitâbeler yazmıştır.

Dolayısıyla bu kitabenin Urfa'daki Hekim Dede çeşmesi kitabesi olduğunu anlayamamamızın sebebi, Urfa adının geçmemesinden kaynaklanıyordu. Onun için hiç dikkatimizi çekmemiş, kimse Urfa ile bir bağlantı kurmamıştı.

İşte Hekim Dede çeşmesi kitabeleri:

Arifi Havuzunun Tarihi:1

Kâtib-i hazret-i divan-i vezir-i Ekrem

'Ârifî Ahmed Efendi ser erbâb-ı kabûl

Sâha-i câmi'-i pür feyz-i veliyy-i mutlak

Ya'ni Hikmet Dede ser defter-i erbâb-ı füzûl

Âba ol mertebe leb-teşneter hasret idi

Sılaya teşne ne denlü ise mâ-i mevsûl

Mâ-i cârî getürüb hayr ile sîr-âb etdi

Oldu hem reng-i bihişt eyledi Kevser çü dühûl

Dil-i Nâbî gibi âb akdı dedi târihin

Eser-i Ahmed Efendi ede Allah kabûl

1120

Büyük divan vezirinin kâtibi Arifî Ahmet Efendi bunu yapmaya muktedir oldu. Avlusunda türbesi bulunan mutlak veli, fazıllar defterinin başı Hikmet Dede cami avlusuna feyz saçmaktadır. İnsan sılaya ne kadar çok hasret duyarsa, dudaklar da burada suya o derece susamış ve hasret kalmıştı. Hayır sahibi Arifî Ahmet Efendi akarsu getirerek burayı suya doyurdu. Burası cennet rengine ve su da Kevser suyuna dönüştü.

Şair Nabi'nin dilinden tarihi su gibi aktı ve şöyle dedi.

Allah Ahmet Efendi'nin eserini kabul etsin. Kitabenin son mısraının harfleri toplanıldığı zaman 1123 etmektedir. Bunu çıkarınca Hicrî 1120, Miladi 1708 tarihi bulunmuş olur.

Diğer kitabe:

Ârifî Hazretlerinin Çeşmesinin Tarihi:2

Bu âb-ı hayat bahş-i cârî

Sîr etdi bu hâk-i hâksârî

Etdi Dede-i Hakim-i feyzin

Hâk-i kademinde eşk-bârî

Mânende-i şerbet-i hekimân

Şâfî ne maraz olursa târî

Bir âb ki âb-ı Hızrı etdi

Mustağrak-ı mevc-i şermsârî

Şâyestedir etse hacletden

Dîvâre-i zülmete tevârî

Pîç ü ham-ı mevc cephesinde

Tuğrâ-yi berât-ı hoş güvârî

Hak ede kabûl olduğunca

Feyz-i dil-i teşnegâne sârî

Oldukça vüzû ü şürbe masrûf

Ecrin vere 'Ârifî'ye Bârî

Nâbî işidince dedi tarih

Zîbâ bu zülâl-i hayr cârî

1120

Bu hayat bahşeden akarsu, bu hakir toprağı suya doyurdu. Hekim Dede'nin feyzi ile uğurlu toprağında bir çağlayan gibi aktı. Hekimlerin şerbetine benzeyen bu şifalı su, hangi hastalık olursa ona devadır. Bu öyle bir sudur ki Hızır'ın suyu, abı hayat gibi şarıl şarıl akarak her tarafı suya gark etti. Bu su, utancından zulmet duvarının arkasına saklansa yeridir. Eğrilen ve kıvrılan dalgaları onun lezzetinin mühürlü fermanıdır. Hak Teâlâ onu, susamışların feyizli gönüllerine olduğu gibi sirayet ettirsin. İçmeye ve abdest almaya sarf edildikçe, Cenabı Hak Ârifî Efendi'ye sevabını versin. Nabi, bu çeşmeyi işitince hemen bu lezzetli ve hayırlı akarsu ne güzeldir diye tarihini söyledi. Böylece son mısrada tarih düşürmüştür ki son mısraının harfleri toplandığında 1120 hicri, 1708 miladi tarihi çıkmaktadır.

Nabi'nin burada “Hekimlerin şerbetine benzeyen bu şifalı su, hangi hastalık olursa ona devadır. Bu öyle bir sudur ki Hızır'ın suyu, abı hayat gibi şarıl şarıl akarak her tarafı suya ve yeşilliğe gark etti.” Anlamına gelen mısraları kafiye tutturmaktan ziyade bilerek kullandığı kanaatindeyim. Çünkü rivayete göre Hekim Dede sağlığında hastalara ilaç yapar, şifa verirmiş. Bu mısralar onun bu hekimliğine işarettir, kanaatindeyim.

Dipnotlar:

Hekim Dede Türbe ve Çeşmesi

Diğer bir kitabesi:

Allah edecek bu âbı icrâ

Bu bürkeye âsaf-ı saf-ârâ

Gûş eyledügünde dedi Nâbî

3 Tarihini âb-ı rûh bahşâ

1120

Bu kitabenin de tarihi “âb-ı rûh bahşâ kelimelerinin harflerinin toplamı 1120 hicri, 1708 miladi tarihini vermektedir.

Kaynaklar:

1) Yusuf Nâbî, Külliyat, Divan, Şeyh Yahya Efendi Matbaası, İstanbul 1292 (M. 1875), s. 109

2) Yusuf Nâbî, Külliyat, Divan, Şeyh Yahya Efendi Matbaası, İstanbul 1292 (M. 1875), s. 103

3) Dr. Ali Fuat Bilkan, Nabî Divanı, İstanbul 1997, I, 299

 

Haber Fotoğrafları


2016/09/552866.jpg
2016/09/6017312.jpg

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Cangök,Şanlıurfaspor maçını düşünüyoruz
Cangök,Şanlıurfaspor maçını düşünüyoruz
14 Öğrenci Yediği Tost ve Patates'ten zehirlendi
14 Öğrenci Yediği Tost ve Patates'ten zehirlendi