Urfa’da bu şiiri eksiksiz ezberleyenlere altın hediye edilecek
Reklam

Urfa'da bu şiiri eksiksiz ezberleyenlere altın hediye edilecek

Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna; Şanlıurfa Valiliği himayesinde 18 Mart tarihine kadar Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri hatasız ezberleyen her öğrenciyi çeyrek altınla ödüllendireceklerini söyledi

15 Şubat 2017 - 23:57 - Güncelleme: 16 Şubat 2017 - 23:29

Urfa’da Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri ezberleyene Çeyrek altın

Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna; Şanlıurfa Valiliği himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü organizasyonunda gerçekleştirilen kariyer günlerine katıldı.

Bugüne kadar 40 okulda düzenlenen kariyer günlerinin sonuncusu Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna’nın da katılımıyla Emine Göncü Anadolu Lisesinde gerçekleştirildi. Kariyer Günlerinde ilk olarak Orman Bölge Müdürü İsrafil Erdoğan tarafından öğrencilere Çanakkale Destanı anlatıldı. Ardından öğrencilere hitap eden Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna ise; Çanakkale’de vatanı savunarak şehit olanların bıraktığı mirası şimdiki gençlerin yeni nesillere daha güçlü bir ülke olarak devredeceğine inandığını belirtti.

Konuşmasına devam eden Vali Tuna: “Bugün artık cepheye gidip savaşmak gerekmiyor. Onun yerine ne yapmalıyız. Eğer bugün ülkemizin güçlü olması için yüksek teknolojiye ve bilgiye sahip olmamız gerekiyorsa, kendi uçağımızı yapmamız gerekiyorsa ve bunu sağlayabiliyorsak görevimizi yapmışız demektir. Eğer üzerimize gelen bir füzeyi bir gencimiz çalışmalarıyla elde ettiği mekanizmalarla sağlayabiliyorsa o gencimiz bizim için Çanakkale’de muharebe eden bir genç gibidir. Daha farklı alanlarda da olabilir, ülkemiz için faydalı işler üretmeye çalışacağız. Ülkemizi dünyanın en güçlü ülkeleri arasına sokmak için işin bir ucundan tutan insanlar olarak hangi meslek sahibi olursak olalım bunu başarabiliriz. Önemli olan bizim bu ülkenin insanları olarak etnik kökenine, mezhebine bakmaksızın ortak değerlerimiz altında bu vatana ortak aidiyet duygusuyla bağlanmamızdır” dedi.

1915’ten bu yana ülkelerin çıkar hesaplarının değişmediğini kaydeden Vali Tuna; “Bugün de ellerinde bulundurdukları güçlerle zayıf ülkeleri ezmeye çalışıyorlar. Bu yüzden mazlum milletlere örnek olan, onlara her zaman yardım eli uzatan bir ülke olarak önceden olduğu gibi kendimizi savunacağız, mazlumun yanında olacağız. Dünyanın barış ortamına kavuşması için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. İçimizde tabiki şer odaklarına kanmış olanlar olabilir. Onlara karşı da üzerimize düşeni yapacağız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün hiçbir zaman olmadığı kadar güçlüdür çünkü içindeki ihanet şebekelerini temizlemiştir. Temizlemeye devam ediyor ve hedeflerine ulaşmak için çalışmaya devam ediyor. Ülkemizin geldiği noktanın kıymetini bilmeliyiz. Bunun için tarihi bilmemiz de çok önemli. Ne bedeller ödedik, ne yanlış yaptık, neyi doğru yaptık bunları tarihimize bakarak iyi anlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Programın sonunda öğrencilere bir müjde veren Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna; 18 Mart tarihine kadar Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri hatasız ezberleyen her öğrenciyi çeyrek altınla ödüllendireceklerini söyledi. Müjdeyi alan öğrenciler alkışlar eşliğinde Vali Tuna’yı uğurladı.

Programa Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna’nın yanı sıra; Karaköprü Kaymakamı Ahmet Yıldız, İlçe Belediye Başkanları Mehmet Ekinci, Metin Baydilli ve  Fevzi Demirkol, İl Jandarma Komutanı Mustafa Kemal Timuroğlu, İl Emniyet Müdürü Veysal Tipioğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Şerafettin Turan, İl Müftüsü İhsan Açık ve öğrenciler katıldı.

Çanakkale Şehitlerine 

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?

En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,

-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "

Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

 

Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. (1)

Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, (2)

Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...

Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,

Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,

Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,

Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,

Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;

Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;

"O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.

Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, (3)

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...

Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.

"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;

Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)

Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;

Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...

Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

(Mehmet Akif Ersoy)

YORUMLAR

  • 8 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Altıntaş, Her Prematüre Bir Mucizedir- Videolu Haber
Altıntaş, Her Prematüre Bir Mucizedir- Videolu Haber
Ceylanpınar esnafına hijyen eğitimi
Ceylanpınar esnafına hijyen eğitimi