Urfa'da Hacı Evleri

Urfa'da Hacı Evleri

Şanlıurfa’da 2016 yılı hac vazifesini eda edenler Yurda dönmeye başladı.Bizde Urfa Hacı Evleri,Urfa Hacı Kapıları hakkında bilgileri Sizler ile paylaşıyoruz

Urfa'da Hacı Evleri
17 Eylül 2016 - 23:39

Türkiye’de ve Şanlıurfa’da 2016 yılı hac vazifesini eda edenler Memleketlerine dönmeye başladı. Hacılarımız Urfa’ya dönerken Bizde www.sanliurfa63.com  olarak geçmişten günümüze Şanlıurfa’nın kültürel profilinde önemli bir yer olan Urfa Hacı Evleri, Urfa Hacı Kapıları,Urfa Hacı Kapısı süslemeleri hakkında bilgileri siz değerli okuyucularımız ile paylaşıyoruz.

Hac ibadeti ve buna bağlı olarak gelişen çeşitli ritüeller Sanlıurfa'nın kültürel profilinde önemli bir yer tutmaktadır. Hacı uğurlama, hacı karşılama ve bunları yaparken düzenlenen törensel yemekler ve “Hacı” adına evinin kapısına oğlu akrabası veya arkadaşları tarafından yapılan süslemeler ve büyük bir özenle yapılan hacı ziyaretleri, öncesi ve sonrasıyla Hac ibadetine verilen önemin ne olduğunu açıkça göstermektedir.

Hac ve Urfa Kentinde Hacca Gitme İbadeti

Hac; Kutsal kabul edilen mekânları dini amaçla ziyaret etmek ve İslam’ın beş koşulundan birini yerine getirmek anlamına gelmektedir Hac sözcüğü İbranice'de 'hag' seklindedir. Hac ve hag çok eski bir Sami sözcüğü olup, Arami ve Sabi dilinde de kullanılmaktadır. Sözcük anlamı; Bir şeyin etrafında dönme, dolanma ve halk oyunudur. Daha sonraları bayram anlamını kazanmıştır. Arapçada ise; gitmek, yönelmek, ziyaret etmek' anlamındadır.

Fıkıh terimi olarak; olanağı olan her Müslüman'ın belirlenmiş zaman içinde Kâbe'yi, Müzdelife ve Mina Dağını ziyaret ederek dini görevlerini yerine getirerek yaptığı ibadet anlamındadır. Hac ziyaretini yerine getirenlere de 'hacı' sıfatı verilmektedir.

1900'lü yıllar öncesi hacca gitmek büyük bir külfetti, hacca gidiş-geliş kervanlarla gerçekleştirilmekte, yolculuk süresi altı ay ile bir yıl arasında değişmekteydi. Kervanların koruyucu güvenlik güçleri olmasına rağmen, yolların fiziksel koşullarının ağırlığının yanı sıra, kervanlara yapılan saldırılar, geçilen bölgelerdeki kabile çatışmaları, susuzluk açlık gibi tehlikelerle karsı karşıyaydılar.

Bu zor koşullarda yaşamını kaybedip evine dönemeyen çok sayıda hacı adayı olmuştur. Bu nedenle hacca giden sayısı azdı. Ancak tanınmış eşraf, zengin tüccarlar, asiller ve mal mülk sahipleri gidebiliyordu. 1900-1908 tarihleri arasında II. Abdülhamit tarafından Sam ile Medine arasında inşa ettirilen Hicaz demiryolu, daha çok sayıda hacı adayının kutsal topraklara güvenli bir şekilde ulaşmasını sağlamış ve bu hacılar için gerekli olan ihtiyaç maddelerinin (yiyecekler içecekler kişisel malzemeler) taşınması da çok daha kolay bir hale gelmiştir.

Karayolu ile hacca gidildiği dönemlerde Urfa son toplanma noktasıydı. Anadolu'nun değişik yerlerinden gelen hacılar Urfa'daki kutsal mekânları ziyaret ederler, Urfa'dan katılacak hacı adayları ile birlikte hac yolculuğuna başlanırdı. Urfa'dan hareket eden kafile ŞAM yolunu izleyerek Mekke-Medine'ye ulaşabiliyordu.

Anadolu'dan gelen hacı adayları için bir ay öncesinden hazırlıklar yapılır, sıcak mevsimde gereksinim duyulan su ihtiyacı için sebiller oluşturulur, konaklama olanağı kısıtlı olduğu için hacılar Urfalılar tarafından evlerine konuk edilirdi. Bu konuk edinme Urfa halkı tarafından çok benimsenmiş ve hacı adaylarını evlerinde edebilmek için adeta yarışmışlardır.

URFA KAPILARI HACI SÜSLEME SANATI VE öZELLİKLERİ

Hacı kapısı süslemesi yoğunlukla Urfa'nın tarihi kentsel dokusu içindeki eski tas evlerde görülmektedir. Bu evler yüksek duvarlı, enik kapılı, soluk taslı, cephe süslemelidir. Hacı evlerinin, dış giriş kapıları, eyvanları veya Hacı ziyaretine gelen misafirlerin ağırlanacağı bir oda bu süslemelerin yapıldığı yerlerdir. Hacı kapısı süslemeleri bir anlamda hacı kapısını işaretlemekteydi. Böylece yakın ve uzak ziyaretçiler sokağa girdiklerinde ziyaret edecekleri Hacı evini kolayca bulabiliyorlardı.

Konuklar bu özel süslemeli odada ağırlanırdı. Önceleri fresk tekniğinde yapılan Hacı evi süsleme geleneği zamanla daha da basitleştirilerek günümüze kadar devam etmiştir. Amerikalı misyoner H.G.Badger'in 1842-1844 yıllarındaki gezi izlenimleri kitabı bu konuda detaylı bilgi vermiştir. Badger 1852 yılında yayınlanan kitabında: “Urfa'da 12000 Müslüman ailesi olduğunu bunların pek çoğunun hacı yani Mekke'yi ziyaret etmiş olduğundan bahsetmekte ve bu hacıların evlerinin girişlerinde Hac yolculuklarının kanıtı olan süslemeler resmedildiğini bu süslemelerde dilenci kâsesi, bayrak, degnek, balta cezve, çubuk, buhardanlık gibi çeşitli simgelerin kullanıldığını aktarmaktadır

Bir aileden, bir haneden hacca giden bir insanın olduğunu belirtmek, Mekke ziyaretini betimleyen o evin hacı evi olduğunu ziyaretçilere bildirmek, belli etmek amacıyla yapılmış, yapılmaktadır. Bu süslemeler hacı olan kişinin oğlu, kardeşi kızı veya yakını, akrabası, arkadaşı gibi insanlar tarafından yaptırıldı. Sonraları hacıların yakın akrabaları ya da samimi arkadaşlarının bu süslemeleri sanatçılara yaptırıp hacı kişiye hediye ettiklerime görülmüştür. Kapı süslemelerindeki motiflerin her birinin farklı anlamları bulunmaktadır: Stilize edilmiş bitkilerin ve yeşil rengin ağırlıklı kullanımı, yazının da bir süsleme unsuru olarak kullanılması İslam sanatının etkilerini ortaya koymaktadır. Bitkisel desenlerde çoğunlukla; ağaca dolanmış karanfil ve lale motifleri, saksıda gül, ağaç olarak Mekke'nin simgesi hurma ya da palmiye ağacı, kutsal meyve, Selvi betimlenmiştir. Hayvan olarak kus ve yılan ve kervanları simgeleyen develer resmedilmiştir. Yazı olarak; kapının sekline göre sağ Tarafta 'Allah'. Sol tarafta 'Muhammed' bu ikisinin ortasında ise 'Besmele' veya isteğe göre (Ayet'el Kürsi ve İnne fettahnaleke Fatiha' yazılırdı.

Yazının süsleme unsuru olarak kullanılması İslam sanatı etkisini göstermektedir. Kapı süslemeleri ile ilgili dizayn ve teknik konusundaki insiyatif tamamen süsleme ustasına aittir. Usta kapının sekline ve kullanacağı zemine göre süsleme desenini kendi belirlemekteydi. Ancak süslemeyi yaptıran kişinin isteği de bu sınırlar içinde değerlendirilirdi. İstekler genellikle, kullanılacak bitki motifi ve hangi yazının kullanılacağı gibi ayrıntılarla ilgili olurdu. Genel Kabe ziyareti 'hac' amacına uymayan desen ve yazılar, yaptıran tarafından istense bile dikkate alınmazdı. Hacı süsleme sanatının bilinen ilk ustalarının 1960 ve öncesinde Namuslu Ali ve Hacı Reşit Saman olduğu belirlenmiştir. Her iki usta da su anda hayatta değillerdir. 1950'li sonrasında bu sanatı devam ettiren ustalar ise; Abdurrahman POLAT, Abdurrahman BİRDEN ve Mahmut Sabuncu'dur. Yeni nesil ustaların tamamı bu ustaların yetiştirdiği öğrenciler ya da yardımcılarıdır.

URFA’DA HACI KAPI SÜSLEMELERİNİN DÖNEMLERİ

Hacı kapı süslemelerini sanatçılardan alınan bilgilere göre üç döneme ayırmak mümkün olmuştur. Bu dönemler şunlardır:

Birinci Dönem-Fırça Dönemi(?-1970): Kendir sıva üzerine fırçayla, fresk tarzında yapılan süslemelerdir. Kendir sıva: Kendir lifleri, yumurta akı ve alçı karışımından oluşmaktadır. Dış kapının her iki yanı ve üstüne önce tas zeminde sıvanın dökülmemesi için küçük oyukçuklar oluşturulur, zemindeki bozukluklar spatüla yardımıyla macunlanır, düzeltilirdi. Kendir sıva kuruduktan sonra üzerine fırça ile süslemeler yapılmaktaydı. Bu süslemelerde 5 ana renk kullanılmaktaydı. Bu renkler; kırmızı, lacivert, siyah, sarı ve beyaz. Bu renklerden 200'e yakın ara renk elde edilmekteydi. Önceleri ustalar doğal boyalar kullanılırdı. Bu boyaların bazıları topraktan, siyah boya isten, kırmızı boya çemen bitkisinden elde edilirdi. Ustanın kendi hazırladığı bu doğal boyalar en kaliteli boyalardı.

Dayanıklı kendir sıvanın yerine sonraları kolay ve hazır olduğu için beton sıva kullanılmıştır. Bu dönemde; kullanılan yüzeyin özelliği nedeniyle bitkisel süslemeler daha canlı ve daha estetik olmuştur. Servi, saksıda sarmaşık, lale ve karanfil desenleri basta olmak üzere yapraklı ve çiçekli bitkilerin daha fazla kullanıldığı söylenebilir. Bu dönemde yazı az kullanılmıştır. Allah, Muhammet, besmele, çoğunlukla olmak üzere maşallah ve Rızk Allah’tandır ifadeleri de kullanılmıştır. Bu dönemdeki yazıların ayırt edici özelliği kısa ayetlerin kullanılmış olmasıdır. Kullanım yüzeyinin daha geniş olduğu ev içi süslemelerde bile uzun ayetler kullanılmamıştır. Çünkü yazı yazma farklı bir ustalık gerektirdiğinden yazı bu dönemde süsleme unsuru olarak baskın değildir.

İkinci dönem-Saç Teneke Dönemi(1970-1990):

Bu dönemde süslemeler doğrudan duvar zemin üzerine değil’de duvara sabitlenen sac ve teneke levhalar üzerine uygulanmıştır. Süslemeler levha üzerine ya fırçayla, ya da baskıyla yapılmıştır. Baskı bir kolaylık sağladığı için, temel yazı unsurları aynı kalmakla birlikte, Ayet'el Kürsi, İnna Fettahnaleke gibi uzun sureler de yer almıştır.

Üçüncü dönem-Dijital Baskı Dönemi (1990- 2007):

Süslemelerin en kolay ve en düşük maliyetle yapıldığı dönemdir. Süslemeler Photoshop yardımıyla bilgisayar ortamında hazırlanıp dijital baskı yapılmıştır. Uzun yazı süslemelerinin en fazla kullanıldığı, bitkisel motiflerin azaldığı bir dönemdir. Dijital baskıyla birlikte hac tabelalarına fotoğraf da girmiştir.

URFA’DA HACI KAPI SÜSLEMELERİNİN ÖZELLİKLERİ

Süslemelerin temel amacı; hac ziyaretini ve kutsal mekânları betimlemek, hacca gidemeyenlere hac olayını resimle de olsa anlatabilmektir. Dört temel süsleme unsuru vardır, bunlar: Kâbe resmi, Besmele, Allah'ın adı ve Hz Muhammed'din adıdır. Bunun yanında yerel ibadethaneler ve bazı tarihi eserlerde bir kısım hacı kapısı süslemelerinde kullanılmıştır.

Sosyal statü simgesiydi. Çünkü hacca gitmek de sosyal ve ekonomik yönden iyi olmayı gerektiriyordu Kapı süslemesinin görkemi, renkliliği hacının ekonomik durumu hakkında da bilgi vermektedir. Soylu ve zengin tüccarların evleri daha gösterişli olurdu. Süslemeler genellikle naif (kendi kendini yetiştirmiş) ressamlar ve daha sonraları grafik ustaları tarafından yapılmıştır.

Süslemeler daha çok dış kapının iki yanı ve üstünde görülmektedir. İç mekândaki süslemelere daha az rastlanmaktadır. İç mekânlarda misafir ağırlanacak odanın ön cephesi, pencere içleri, kapı yanı ve üstleri, dolap ve camların içleri, bu süslemelerin en yaygın yapıldığı yerlerdir.

Varlıklı ve evi geniş olanlar ev içi süslemesi yaptırmaktaydılar. İç mekânlardaki süslemeler genellikle misafir kabul edilecek oda ve eyvanlarda bulunurdu. Bunun sebebi evde konuk kabul edilecek odayı (misafir odası) belirlemektir. Kente gelen konuklar eski dönemlerde konaklama olanağı sınırlı oldugu için, hacı evlerinde ağırlanırlardı. Dış kapı süslemelerinde yer sınırlaması nedeni İle belli standartlara uyma zorunluluğu varken, iç mekân süslemesin zanaatkâr ve sanatçının zevkine göre farklı ve daha zengin motifler kullanılmıştır.. Süslemelerde çiçek, hurma ve servi ağacı en sık kullanılan desenlerdir.

Çiçek desenlerinde sıklıkla, gül, karanfil, saksako (saksakalillo), ve lale desenleri kullanılmıştır.

Süslemelerde insan ve hayvan motifi kullanılmazdı. İstisna olarak kus ve yılan kullanılmıştır. En sık kullanılan renkler yeşil, kırmızı, sarı ve kahverengi olup, mavi ve siyah renkler nadiren kullanılmıştır. Yazılar hat bilgisi olan usta ya da sanatçı tarafından yazılırdı. Kilim deseni ustalar için çizimi en zor olan desendi çünkü fazla zaman alırdı. Fazla zaman aldığı için de en pahalı desendi. Bu deseni ancak hali vakti gerçekten iyi olanlar yaptırabilmekteydi.

Urfa’da Hacı Kapıları Süsleme Sanatçıları

Birinci Kusak Namuslu Ali, Hacı Resit Şaman, Mahmut Sabuncu, Haşim Mısır, Abdurrahman Polat, Abdurrahman Birden, Nihat Kürkçüoglu, Fikret Güney, Halil Sabuncu,

İkinci Kusak Ümit Sabuncu, Ömer Sabuncu, Mustafa Dörtbudak, Hüseyin Garip, Ahmet Göz, Mustafa Çiçekli. Bu süsleme sanatı mesleğini günümüzde tabelacılar devam ettirmektedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
Urfaspor Bal Kes deplasmanından puan ile dönüyor
Urfaspor Bal Kes deplasmanından puan ile dönüyor
26 adrese yapılan baskında 20 kişi gözaltına alındı
26 adrese yapılan baskında 20 kişi gözaltına alındı