Urfa’da İki Debbağ Var-Videolu Haber
Reklam
Reklam

Urfa'da İki Debbağ Var-Videolu Haber

Şanlıurfa'da Debbağlık destek bekliyor Şanlıurfa 63 Haber Urfa’nın iki debbağından biri olan Mehmet Karaca ile röportaj yaptı.

05 Eylül 2017 - 20:53 - Güncelleme: 05 Eylül 2017 - 21:05

Şanlıurfa'da Debbağlık destek bekliyor Şanlıurfa 63 Haber Urfa’nın iki debbağından biri olan Mehmet Karaca ile röportaj yaptı.

Sizi tanıyabilirmiyiz ?

Şanlıurfalıyım. 43 yaşındayım. Çocukluğumdan beri bu işi yapıyorum hemen hemen 35 yıldır debbaklık yapıyorum.

Dericilik ve çeşitleri hakkında bilgi verirmisiniz ?

Dericilik çok eski bir meslektir. Yaptığımız iş debbağlıktır. Deriyi ham alır işlemesini biz yapıyoruz. Bütün kesilen hayvanların derisi olur keçi, koyun, kuzu, dana, deve derisi olur bunların hepsinin işlemesini yapıyoruz. Şuan da def dediğimiz el defi yapıyoruz. Kürk yapılır, namazlık yapılır, deri mont yapılır kullanmak istediğin her şeyi yapabilirsin.

Gerçek deri ile sahte deriyi nasıl ayırt edebiliriz?

Bellidir zaten naylon yanıcıdır, deri yanmaz kolay kolay.

Bu mesleği yapan kaç kişi var ?

Şanlıurfa’da ham deri işi ile ilgilenen 6 esnafımız var. Debbağ olarak ise sadece 2 kişi var Urfa’da.

Deflere ilgi nasıl?

Yerli turistlerimiz var, mevlithanlarımız var. Zikirde çalınan defler var, hediyelik eşya olarak ta satılıyor.  Yerli halkın ilgisi var onlarda zikirlerde çalıyorlar. Urfa’ya özgüdür hediyelik eşya olarak turistlerde alıyorlar, Urfa hatırası olsun diye alıyorlar.

Zarar gören defleri tamir ediyoruz?

Defleri tamir yapıyoruz. Patlak defleri bize getirirler, tekrar deri çekip kullanıma hazır hale getiririz. Tamir için hala gelen oluyor. Mesela adam mevlitte iken defi patlatmış kasnağı sağlam o patlağa deri çekip tekrar kullanıma hazır hale getiriyoruz. Küçük deflerimiz var çocuklar için onlara kullanıyoruz o da olmazsa atıyoruz, illa ki filesi çıkıyor. Artıkları atıyoruz işimize yaramıyor.

Çırak yetişiyor mu?

Hayır, çırak yetişmiyor çünkü bize bir getirisi yok, sadece mesleğimiz diye yapıyoruz getirisi olsa meslekte çırak yetiştiririz. Belediyenin ve devletin bize maddi desteği lazım, veya devletin desteği olması lazım. Hangi kurum ilgileniyorsa bize destek olması lazım.

Ne gibi sorunlarınız var?

Yer sorunumuz var. Mesela her tarafta yapamıyoruz kokusundan dolayı. Benim dükkânım kira, ben bağ kur’umu ödeyemiyorum. Ancak, kendi geçimimi sağlayabiliyorum, bize çok da getirisi yok Artık son aşamada bu meslek. Bitme aşamasında. Yetkililerin bize maddi olarak bu işe el atıp destek vermesi lazım.

DEBBAĞLIK; Büyükbaş hayvancılığın yaygın olduğu Şanlıurfa'da, Debbağlık sanatının geçmişi çok eski­lere dayanmaktadır. Bu sanat günümüzde fabrika türü derilere yenik düşerek tamamen terk edilmiş bir durumdadır. Gön debbağlığı ve deri debbağlığı olmak üzere iki bölüme ayrılan bu zanaatın her bölümü ayrı debbağ hanelerde ve ayrı ustalar tarafından icra edilirdi. Gön debbağları aşağı debbağhânede, deri debbağları da yukarı debbağhânede çalışırlardı. 1883 tarihli Halep Vilâyet Salnâmesi'nde her iki debbağhâneden söz edilmektedir.

DERİ DEBBAĞLIĞI, Çakeri Camii'nin doğusunda yer alan ve günü­müzde gecekondularla işgal edilmiş olan "Yukarı Debbağhâne" denilen yerde yapılırdı.

Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanların deri­lerinin işlenmesine "Deri Debbağlığı", bunları işle­yenlere de "Debbağ" denilmektedir. Gön denilen kalın derilere nazaran daha ince olan bu deriler postal ve ayakkabılarda astarlık deri olarak kulla­nılmaktaydı.

Başlıca deri çeşitleri şunlardır: Meşin: Koyun derisinden yapılır ve postal­larda astar olarak kullanılır. Sahtiyan:   Keçi derisinden yapılır. İnce Astar: Meşin ve sahtiyanın cildi bozuk olanlarıdır.

Derinin Hazırlanması: Bazı farklılıkları olsa bile, gönün hazırlanmasına benzer. ıç kısmı tuzlanmış deri, Debbağhane Çarşısı'ndan satın alınır. Suda iyice yıkanarak yu­muşatılır. ıç kısmına kireç sürülerek ikiye katlanıp yatırılır. 24 saat sonra açılarak yünleri yolunur ve Yukarı Debbağhane'ye gönderilir. Burada 15-20 gün süreyle kireç çukuruna yatırılır. Daha sonra bu çu­kurdan çıkarılan deri, içersinde "Sakat" denilen kö­pek pisliği ve su karışımının dolu olduğu "Sile"ye (havuza) basılır. kış aylarında 3 gün, yaz aylarında 1 gün bu çukurda bekletilen deri, daha sonra çıkarı­larak iyice yıkanır. Yere yatırılarak bıçakla tüyleri alınır. Buğday kepeği ve su karışımından oluşan "Bulamaç" çukuruna yatırılır. 2 gün sonra bu çu­kurdan çıkartılarak su ile tekrar yıkanır. Ezilmiş sumak yaprağı ve su karışımı ile dolu "Sile"ye yatırılır. 3-4 gün sonra çıkartılarak çayda temiz su ile yıkanır. "Sırık" denilen ağacın üzerine asılarak suyu süzdürülür. Buna "Su Düşmesi" denir. Su düşmesinden sonra deri, ezilmiş mazı koza­lağı ve su karışımı ile dolu sileye yatırılır. 3-4 gün sonra çıkartılarak içersinde 10 kğ. Tuz eritilmiş sileye tekrar yatırılır. 1 gün sonra çıkartılarak sırığın üzerine atılıp tekrar suyu süzdürülür. Yaz mevsimi ise gölgede, kış mevsimi ise güneşte serilerek kuru­tulur. Tekrar temiz suya basılıp yıkanır ve sırığa atı­larak suyu süzdürülür. Bu aşamalardan sonra deri, masa şeklindeki tez­gaha yatırılarak çeşitli renkte boyalarla el ile bo­yanır. Gön debbağlığının aksine, deri debbağlı­ğında boyaya "Zaç Ruhu" katılmamaktadır. Boyanan deri güneşe serilip yarı kurutulur. Tekrar tezgaha yatırı­lıp yüzüne zeytinyağı serpilir. Camdan yapılmış ve "Bellur" denilen merdaneye benzer aletle parlatılıp satışa hazır hale getirilir."Bellur" aleti, göncülükte tavana asılı olarak kar­şılıklı iki kişinin iple çekmesi, deri debbağlığında is, bir kişinin el ile sürmesi suretiyle kullanılmaktadır. Günümüzde tamamen terkedilmiş bulunan deri debbağlığı iki usta tarafından yaşatılıyor.

URFA  FOLKLORUNDA  DEBBAĞHÂNE

Evinde huzuru olmayanlar, dükkânında işleri ters gidenler, kendilerine sihir yapıldığını hisseden­ler (bilhassa kadınlar) Cuma Selası sırasında Debbağhâne'ye giderek o gün sile çukurunda hangi su var ise ("Ahırvansuyu" denilen bu su, köpek pis­liği, dövülmüş mazı kozalağı ya da dövülmüş su­mak yaprağı karışımından oluşur) bir şişeye doldu­rur, daha sonra sile çukuru etrafında dönerek şu maniyi söylerler:

Dağda darı harmanı

ıçinde değirmeni

Kırk yıllık cadıların

Ahırvandır dermeni

Daha sonra şişeye doldurulan su, "pislik pisliği giderir" düşüncesi ile içerisinde huzursuzluk olan, sihir yapılan evlere, işleri iyi gitmeyen dükkânların önlerine, köşelerine serpilir, böylece sihrin bozula­cağına, kısmetin açılacağına inanılır. 20-30 yıl önce­sine kadar sürdürülen bu batıl inanç, debbağhâne­nin faaliyetlerini durdurması neticesinde günü­müzde terkedilmiştir.

GÖNCÜ VE DEBBAĞ ESNAFI ARASINDAKİ DAYANIŞMA

Her iki esnafın eski ustaları, 60-70 yıl önce "Esnaf Şıhı (Şeyhi)" denilen birinin başkanlığında, Ahilik teşkilatına dayalı bir teşkilat kurarak şöyle bir dayanışma içersine girmişlerdir:

Ustalar, işledikleri bir deriyi her ay Esnaf Şıhı'na getirir, Esnaf Şıhı da bu derileri satarak paralarını biriktirirdi. Bu paralar bir dükkânın mülkünü alacak miktara geldiğinde, esnaf adına müşterek bir dükkân satın alınırdı. Kiraya verilen bu dükkânla­rın geliri ile de yeni dükkânlar satın alınırdı. Bu şe­kilde dükkân sayısı 15'i bulmuştur. Terkedilmiş olan bu sanatın ustalarının çocukları, günümüzde kendi aralarında "Göncüler Derneği"  adında bir dernek kurmuşlardır. Bu derneğin yönetim kurulu, her yılın Ramazan ayında toplanarak, 15 dükkân­dan elde edilen kira paralarını, esnaftan olan veya esnafa yakın bulunan muhtaç kimselere herkesin gözü önünde eşit bir şekilde paylaştırmaktadırlar.

Bu esnafın günümüzde yaşayan ustaları, çocuk­ları, yaşlısı ve genci derneğin organizasyonu ile se­nede bir gün bir araya gelip, tanışıp kaynaşmak ve hoşça vakit geçirebilmek amacıyla Dede'nin Serinci (Sarnıcı), Kanlı Mağara gibi dağlardaki mesire yer­lerine gitmektedirler.

Bu şekilde dağa gitme geleneği, Şanlıurfa'daki birçok esnaf tarafından günümüzde de sürdürül­mektedir. (Şanlıurfa 63 Haber)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
MHP'li Özyavuz'dan Sert Tepki
MHP'li Özyavuz'dan Sert Tepki
Urfa Derbisini Siverek Kazandı
Urfa Derbisini Siverek Kazandı