Urfa’da restorasyon için Trabzon’dan taş ustası geliyor
Reklam
Reklam

Urfa'da restorasyon için Trabzon'dan taş ustası geliyor

Urfa’nın Tanınmış ailelerinden Organizatör Şeyda Hayırlı Mahmutoğlu Şanlıurfa 63 Haber'e yaptığı açıklamada;  Urfa’daki el sanatlarının ve tüm sanat dallarının yaşatılması okullar açılmalıdır. 3-5 günlük kurslarla sanatımız gelecek nesillere ulaşmaz.

05 Ağustos 2017 - 19:10 - Güncelleme: 08 Ağustos 2017 - 01:39

Urfa’nın Tanınmış ailelerinden Organizatör Şeyda Hayırlı Mahmutoğlu Şanlıurfa 63 Haber'e yaptığı açıklamada;  Urfa’daki el sanatlarının ve tüm sanat dallarının yaşatılması okullar açılmalıdır. 3-5 günlük kurslarla sanatımız gelecek nesillere ulaşmaz.

Şeyda Hayırlı Mahmutoğlu;  Urfa Türkiye’deki en büyük açık hava müzesi, bu anlamda tüm Sanatın ve sanatçının barındığı bir şehir. Bunun hakkını veriyor muyuz yada bunun kıymetini biliyor muyuz hayır. Şuan eskiden yıllar önce veya şöyle söyleyeyim hani bir kırk yaş üzeriyle konuştuğumuz zaman Urfa’daki sanat nedir?  Urfa’daki sanatçılar kimlerdir ? Hangi aşamada,  hangi sanatçı çok daha başarılıdır. Onlar çok iyi bilirler. Ama şimdiki nesile baktığımız zaman bunlar yok çünkü gerçekten sanatla alakaları yok. Şimdiki nesilin,  sanatı nasıl ilerletebiliriz şuan geldiği nokta nedir ? Şuan sadece geldiği nokta aslında sanata baktığımız zaman sadece tek kalemde de bakmayalım aslında sanat dediğimiz zaman bunun içerisine müzikte giriyor. Resim giriyor. Taş oymacılığı giriyor. Bakırcılık giriyor.

Yani Urfa’da bir çok sanat dalı var aslında. Oymacılık var. Bakırcılık var. Bunların hepsi  bir sanat aslında.

Urfa’da restorasyon için Trabzon’dan taş ustası geliyor

Şeyda Hayırlı Mahmutoğlu; Bunlar genel anlamda baktığımız zaman şuan nerede . Bunlar şuan bakırcılar çarşısına gittiğimiz zaman üç beş tane var. Oymacılık yaptığımız zaman oymacılık dediğimiz taş oymacılığı mesela eski evlerimize yapılan işte o hayatlı evlerde yapılan dekorlar bunlar taş oymacılığıdır var mı ? yok şuan Urfa sokakları restore yapılıyor onun taş oymacısı Trabzon’dan geldi. Urfa’da yok bunun bir ustası kalmadı. Artık neden yok çünkü gençlerimiz bir sanata meyil vermiyorlar. Bir sanat üzerinde bir şey öğreneyim demiyorlar. Dedi.

Eskiden çocuklar sabah okula öğleden sonra esnafa çırak olarak giderdi

Şeyda Hayırlı Mahmutoğlu, Şuan gençlerimize biz ne diyoruz aman oku Üniversiteyi kazan el sanatları hiçbir şey yok çocuklarda genelimizde bizlerde aynı şekildeyiz. Eskiden çocukları kışın okula gönderirlerdi yazında ya bir terzinin yanına ya bir marangozun yanına çırak olarak koyarlardı. O çocuğun el melekesi derler Urfa’da gelişsin diye bir sanata yatkınlığı olsun aslında. Aslında şuan var mı ? mesela sanat niye köreldi.

Babadan oğlu öğrenilen sanatlar son günlerini yaşıyor

Çünkü artık kimse çocuğunu göndermiyor. Bu sanat taş oymacılığı da internetten okuyup da öğreneyim gibi bir şey değil. Sanat zaten öyle bir şey değil. Sanat zaten çocukluktan başlar veya elinin yatkınlığıyla ilerler ve severek yaparsın artık veya severek o dalla yönelirsin. Ama şimdi çocuklarımızı göndermediğimiz için çocuklarımızın el becerisi de yok olan eski sanatçılarımız artık yaşlandılar onlarda artık bir şeyler üretemiyorlar. Kendi çocuklarına bile devredemiyorlar ki bu gün bir taş oymacılığına yapan veya ahşap oymacılığı yaparlardı. Eskiden ahşap oymacılığı da vardı. Bunu yapan bir adama ne oldu nerede ya İstanbul’da okuyor veya işte ayrı bir kategoride ilerlemiş hani baba mesleğini bile ilerletemiyoruz. Hani babamız bu işi yapardı bir terzi bir oğlunun terzi olduğu dönemde değiliz eskiden öyleydi babası neyse oğlu da onun aynısını öğrenirdi ve sonradan müşteride ona göre ilerlerdi. Müşterinin çocuğu terzinin çocuğuna gitmeye başlardı. Çünkü ustası o ama şimdi yok hepsi bitti keçe oymacılığı yapan var mı? Belki 1 belki 2 keçe yani dünya tarafından tescillenmiş Urfa’nın keçesi şuan keçe yok. Belki onu da biraz fabrikasyon usule göre çevirdiler. Ama sonuçta o elle yürekle yapılan sanattır.  Keçe yapmak çok zor bir iştir çok güç gerek ve ona her vurduklarında Allah Allah sesini duymuşsunuzdur. Şuan yok ve biz bu konuda ilerleyemedik.

Sanatçılar veliaht yetiştirmediler

Şeyda Hayırlı Mahmutoğlu; Bak bu kadar sanatımız ve sanatçımız varken biz genç nesili onlarla yetiştiremedik. Ölenler öldü ölmeyenler yaşlandı. Şuan onun devamlılığını getiremiyoruz. Çünkü çocuklarımızı hep bir oku oku derdindeyiz kimse sanata yönelmiyor eskiden çok güzel evet sanatımızda var sanatçımızda var müzisyenimizde var sadece tek bir kalemde ilerlemiyoruz. Bak ben hepsini her sanat dalına yöneliyorum. Bunların hepsi var ama şuan yetiştirdikleri bir tane yok. Bak bir İbrahim Tatlıses ses sanatçısı arkasında bir tane yetiştirmedi geçen bir röportajında sanırım sizden sonraki ne derler ona hani yetiştirdiğiniz sizden sonra gelecek bir şey diyorlardı. Onlar normal işlerde de seste ayrı bir kelime var. Hatta dediler Emrah mı? Olacak omu olacak bumu olacak. İbrahim Tatlıses yetiştiremez miydi?

Urfa’da Tatlıses Müzik Okulu açılamazmıydı.

Şeyda Hayırlı Mahmutoğlu; Yani bizde böyle bizler belli bir zirveye geldik mi sanat tamam çok güzel zaten ses Allah vergisi bir şey o ayrı bir konu ama bir okul açabilirdi. Mesela Urfa’da bir müzik okulu açabilirdi değil mi kendine güzel gerçek sesi güzel insanlara bir müzik okulu açabilirdi yapmadı destek vermedi. Bir taş oymacılığına devlet destek vermedi. Kimse destek vermedi. Yani nasılsa yeni  pirketten binalar çıktı: Nasıl olsa çıkıyor gökdelenler yapılıyor. Siteler yapılıyor.

Şanlıurfa kültürünü kayıp ediyor.

Mahmutoğlu; Bizim kültürümüze yaşatacaklar nerede yok. Zamanla bunlar kayıp olacak. Yani sanatta kayıp olacak şuan artık zaten sınır noktada yaş ortalaması 50 üzerine artık kalıyor. Onlarda öldükten sonra sanat diye bir şey kalmayacak. Belki 50 sene sonra 20 yirmi yaşındaki bir çocuğa sorduğun zaman Urfa’nın el sanatları nelerdir dediği zaman durup bakacak. Yani çünkü bilmeyecek bitiyor. Yavaş yavaş bütün sanatlarımız bitiyor. Bunun için ne yapmamız lazım bunun için Belediyelerimizin,  özel idarelerimizin her neyse kim bu konuda yetkiliyse kültür müdürlüğümüzün buna destek vermesi gerekiyor. Taş oymacılığı okulu açılabilir değil mi? el oymacılığı okulu açılabilir.

Sadece kurs değil el sanatlarının yaşatılması için okullar açılmalı

Mahmutoğlu; Ben bunu şey olarak söylemiyorum belediyeler yapıyor zaten. Çünkü onu efendim işte kurs açıyorlar. Nedir deri işlemeciliği kursu mesela kurs istemiyoruz kurs o gün gelir boş zamanını değerlendirir biter. Kurs bittimi işi de biter. Okullar yapılmalı bu anlamda gerçekten bizim sanatımızın devamlılığını sağlayabilmemiz için okullar yapılmalıdır. Çocuklar küçük yaştan yetiştirilmeli. Bir bakırcı kolay yetişmiyor, Bakırcılık zor bir meslek yani oymacılık zor bir meslek. Bunlar küçük yaştan başlatılmalı yani Belediyenin açtığı kursa çocuğunu büyütmüş okula göndermiş boş zamanda gelen insan gelip boş zamanını değerlendirmek amaçlı geliyor bunlar yeterli değil. Sen orada ne kursu açarsan aç bu sanatını yaşatmak için yeterli değil.

Bunlar için okullar açılmalı küçük yaşta çocuklar küçük yaşta derken hani liseden sonra üniversiteyi kazanmamış boşta kalmasın okul açın ya bir sertifika verin diploma verin veya ortaokuldan sonra bir okul yapın güzel sanatlar olabilir özel bir okul Urfa için bu çok şart eğer sanatını gerçekten gelecek nesillere bir şeyler bırakmak istiyorsak okul açmamız lazım çocuklarımızı yetiştirmemiz lazım 3 günlük 5 günlük 15 günlük kurslarla hiçbir sanat öteki nesillere kalan nesillere yetişmez dedi.

ABACILIK

Aba, el mekikli cülha tezgâhında deve yünün­den dokunan ve elbise üzerine giyilen bol bir giysi­dir. Aba, biçim olarak kürkü andırmaktadır.

AĞAÇ OYMACILIĞI

Evlerdeki ve Şanlıurfa Müzesi'ndeki kapı, pen­cere, dolap kanatlarına, sandık ve ayna gibi diğer ahşap eserlere bakıldığında ağaç oymacılığın Şanlıurfa'da çok eski ve parlak bir geçmişe sahip olduğu anlaşılmaktadır.

BAKIRCILIK

Urfa'daki tarihi geçmişi bu kadar eskilere daya­nan bakırcılık sanatı 1960'lı yıllara kadar önemini korumuş, Kazancı Pazarı ve Hüseyniye Çarşıları'ndaki dükkânlarda çok sayıda usta tara­fından sürdürülmüştür. 1960'lı yıllarda alüminyum, plastik ve daha sonraları çelikten imal edilmiş fab­rikasyon türü mutfak gereçlerinin piyasaya hakim olması ile bu sanat önemini yitirmiştir.Şanlıurfa bakır işleri "dövme çekiç" tekniğiyle ün salmıştır. Urfalı bakırcı ustalarının bu teknikteki maharetlerinin tartışılmaz olduğu söylenmektedir. Son zamanlarda bazı genç ustalar tarafından "Kabartma Çekiç" tekniğine yönelinerek turistik amaçlı, tarihi yerleri ve özel amblemleri konu alan kabartmalı tepsiler, cezveler yapılmaya başlanmış­tır.

CÜLHACILIK  (BEZ DOKUMACILIĞI)

Yün ipliği, pamuk ipliği ve floş'un kamçılı tez­gâhın tek ayakla çalışan çeşidi olan "cakarlı" ve 2-4 ayakla çalışan çeşidi olan "çekmeli" tezgâhlarda do­kunarak "Yamşah" ("Neçek"-"Çefiye") ve "Puşu" gibi başörtüsü, "Ehram" gibi kadın boy örtüsü ha­line getirilmesi sanatına Urfa'da "Cülhacılık" denil­mektedir. 1650 yıllarında Urfa'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Urfa'da pamuk ipliğinden kapı gibi sağlam bez dokunduğunu, bunun Musul bezinden daha güzel ve temiz olduğunu söylemektedir. Evliya Çelebi'nin sözünü ettiği bu bez, Urfalılar'ın "Kâhke Bezi" dedikleri bez olmalıdır.1883 tarihli Halep Vilâyet Salnâmesi'nde Urfa'da 221 adet kumaş tezgâhının varlığından söz edilmiş olması dokumacılığın bu ilde çok önemli bir sektör olduğunu vurgulamaktadır.

ÇULCULUK  (SEMERCİLİK-PALANCILIK)

30-40 yıl öncesine kadar At, Eşek ve Deve gibi hayvanların binek ve yük taşıyıcı olarak Urfa'da önemli bir yeri vardı. Tarlalardaki ürünler deve kervanları ile kente getirilirdi. Tarlada el ile biçilen buğday sapları devenin Havut'u üzerinde "Şelte" yapılarak (toparlanıp bağlanarak) harman yerine getirilir, bu işle uğraşanlara "Şelteci" denilirdi. Günümüzde taşımacılığın motorlu araçlarla ya­pılması, taş ocaklarına yollar yapılarak taşların trak­törlerle kente ulaştırılması neticesinde at, eşek ve deve gibi hayvanlar önemini yitirmiş, dolayısıyla "Çulculuk" zanaatı 3-5 dükkân dışında hemen he­men terk edilmiştir.

KAZZAZLIK

İpek ipliğin el ile bükülerek işlenmesine "Kazzazlık" denilmektedir. "Kazzaz Pazarı" denilen kapalı çarşıda (Bedesten) eskiden 30-40 dükkânda sürdürülen bu tarihi sanat günümüzde aynı çarşı­daki bir iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılmak­tadır.

KEÇECİLİK

Bu tarihi ata sanatı, Şanlıurfa'da Keçeci Pazarı denilen eski çarşıda ve çevresindeki hanlarda sür­dürülmektedir. Günümüzde fabrika türü yaygıların üretilme­siyle bu tarihi sanat önemini kaybederek can çe­kişme safhasına girmiştir. Sandalye minderi, duvar halısı, seccade, heybe, külah, çizme, patik gibi taşı­nabilecek ve turistlerin ilgisini çekebilecek türde çok renkli keçe ürünlerinin yapımına geçilmesiyle bu sanata canlılık kazandırılması mümkün olabile­cektir.

KÜRKÇÜLÜK

Hayvan kürklerinin işlenerek giysi haline geti­rilmesi insanlık tarihinin en eski sanatlarından bi­ridir. Ana rahminde ölen, ya da en fazla 5 aylık iken ölen kuzuların tüylü derilerinden yapılan düz ya­kalı (yakasız), dış kısmı "Şakaf" denilen siyah ku­maşla kaplı aba gibi bolca giysiye Urfa'da Kürk denilmektedir. Urfa'ya has olan bu giysi, Anadolu'da Urfa dışında başka bir yerde yapılma­maktadır. Bilhassa kış aylarında yaşlı ve orta yaşlı kimseler tarafından giyilir. Dükkânlarında camekân bulunmayan esnafın büyük bir kısmı kürklerine sarılarak soğuktan korunmaktadırlar.

TARAKÇILIK

Şanlıurfa'nın geleneksel el sanatlarından olan ta­rakçılık, günümüzden 50-60 yıl öncesine kadar Eski Arasa Hamamı ile Hoca Abdülvahit Camii arasında kalan çarşıdaki 20 kadar dükkânda icra edilirdi. Fabrika türü plastik tarakların imal edilmesiyle önemini yitirmiştir. (Şanlıurfa 63 Haber)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Urfa Bilin Şenliğine Binlerce Kişi Katıldı
Urfa Bilin Şenliğine Binlerce Kişi Katıldı
Şanlıurfa İsot'una bir rakip daha çıktı
Şanlıurfa İsot'una bir rakip daha çıktı