Onno Tunç ile Sezen Aksu neden ayrıldı? İkilinin ilişkisi ve gerçekler
Yıllar geçmesine rağmen "Onno Tunç ile Sezen Aksu neden ayrıldı?" sorusunun hala güncelliğini koruması, bu iki dev ismin yarattığı kültürel etkinin ne denli derin olduğunu göstermektedir. Magazin dünyasının alışılagelmiş gürültülü ve skandallarla dolu ayrılık süreçlerinin aksine, Aksu ve Tunç'un birlikteliği, kamuoyu önünde tartışılmayan, mahremiyeti korunan ve saygı çerçevesinde evrilen bir yapıya sahipti. İkilinin romantik bağının sona ermesi, sanılanın aksine dramatik bir kopuştan ziyade, duygusal enerjinin tamamen sanatsal üretime kanalize edildiği bir dönüşüm süreci olarak tanımlanmaktadır. Müzik tarihçileri ve dönemin tanıkları, bu ayrılığın temelinde yatan en büyük etkenin, ikilinin arasındaki bağın zamanla klasik bir sevgililik ilişkisinden çok, birbirini besleyen ve hatta bazen tüketen bir deha ortaklığına dönüşmesi olduğunu vurgulamaktadır.
İkilinin sanatsal boyuta evrilen derin bağı
Sezen Aksu ve Onno Tunç'un ilişkisini sona erdiren dinamikler incelendiğinde, 1980'li ve 90'lı yılların inanılmaz yoğun çalışma temposunun getirdiği yıpranma payı göz ardı edilemez bir gerçektir. Sürekli devam eden stüdyo kayıtları, albüm hazırlıkları, turneler ve her detayın en mükemmel haliyle ortaya çıkması için verilen sanatsal mücadele, ikilinin arasındaki romantik çekimin yerini profesyonel bir mükemmeliyetçiliğe bırakmasına neden olmuştur. Aranjörlük anlayışını kökten değiştiren Onno Tunç ile duyguların tercümanı Sezen Aksu, birlikte ürettikleri eserlerin ağırlığı altında, kişisel ilişkilerini ikinci plana atmak durumunda kalmışlardır. Bu süreçte yaşanan sessiz ve olgun kopuş, aralarındaki bağın aslında bitmediğini, sadece form değiştirdiğini kanıtlar niteliktedir; nitekim yollarını ayırdıktan sonra bile birlikte en hit parçalara imza atmaya devam etmeleri, bu ruhsal ve profesyonel sadakatin en somut göstergesidir. 14 Ocak 1996 tarihinde Onno Tunç'un geçirdiği trajik uçak kazasıyla fiziksel olarak sonlanan bu birliktelik, Sezen Aksu'nun hayatında telafisi imkansız bir boşluk bırakmış ve sanatçının sonraki eserlerinde bu derin yasın izleri her daim hissedilmiştir.