Mustafa Aşar, yaptığı açıklamada genç yaştaki çocukların suç işleme potansiyelinin artmasına dikkat çekerek, bu konuyu birkaç maddeye ayırarak değerlendirdi.
Aşar konuşmasına şu sözlerle başladı:
"Bugünkü konumuz, genç yaştaki çocukların suç işleme potansiyelinin artması. Bunu birkaç maddeye ayırmam gerekiyor. Birinci maddem, söylediğiniz yaşlar genellikle ergenlik çağında olan genç çocuklar. Şimdi, en büyük sıkıntı, ailenin ergenlik çağındaki çocuklar karşısında bilinçsiz olması. Bu nedenle eğitim almaları çok iyi olur. Çünkü çocuk hormon değişikliği yaşıyor. Bu değişim nedeniyle kendisini anlatamıyor, ifade edemediğinden dolayı aile sürekli baskıcı bir anne-baba rolü gösteriyor çocuğa. Çocuk derdini anlatamadığından dolayı ne yapıyor? Sağa sola sataşmaya başlıyor. Ondan sonra kötü arkadaşlıklar edinmeye başlıyor."
"Kötü arkadaşlık, kavga ve suç getiriyor"
Kötü arkadaşlığın sonucunda kavga, dövüş, bıçaklama, yaralama gibi olayların yaşandığını vurgulayan Aşar, ailelerin çocukları için gerekirse psikolojik destek alması gerektiğini belirtti:
“Gerekirse psikiyatri, psikolog olabilir; bir danışmandan destek alınmalı. Ergenlik çağını bilmeleri gerekir. Ailelerin bilinçlenmesi gerekiyor.”
"Eğitimde ciddi sıkıntılar var"
Eğitim konusuna da dikkat çeken Aşar, Şanlıurfa"da eğitim kalitesinin düşük olduğunu savundu.
“Benim düşüncem, eğitim konusunda ciddi sıkıntılar var. Şanlıurfa"yı göz önüne aldığımızda eğitim konusunda çok gerideyiz. Öğretmenlerin sadece tek bir düşüncesi var: 'Bugün saat 5 olsun, maaşımızı alalım.' Amaç eğitim değil. Eğitim sıfır. Şanlıurfa"da eğitim yok."
Aşar açıklamasına şöyle devam etti:
“Öğretmenin amacı para olduğu için, iyi bir nesil yetiştirmek gibi bir dertleri olmadığı için; burada da anne baba bilinçsiz olduğundan, yani anne babanın eğitim oranı düşük olduğundan ve rehberlik dersleri, veli toplantıları gibi konularda ilgisiz olduklarından dolayı öğretmenlerin de bir sıkıntısı olmuyor. Gelir, bir ayını doldurur, maaşını alır, çeker gider. Böyle olduğu zaman 16-17 yaşlarındaki çocuk bilinçsiz bir şekilde büyür. Böyle bir çocuk ne yapar? Bir yerden sonra tartışmalara girer, kötü arkadaşlıklardan dolayı sıkıntı yaşar. Sonra suç oranı yükselir.”
"Anne babanın bilinçlenmesi büyük önem taşıyor"
Aşar, ailelerin çocuklarıyla ilgilenmemesinin de çocukların suça yönelmesinde etkili olduğunu söyledi.
“Ben kendim şu an Samsun Vezirköprü"de ikamet ediyorum. Oradaki öğrencileri görüyorum; arada dünya kadar fark var. Bunun nedeni de öğretmenler ve anne babaların bilinçli olması. Kendi babam açısından örnek vereyim. Mesela benim babam, 12 yıl boyunca ya 4 defa ya da 5 defa veli toplantısına katılmış bir ebeveyn. Gelmedi. Gelmediği zaman ben ne yapıyordum? 'Yahu zaten annem babam gelmiyor' diyerek rahat bir şekilde hayatıma devam ediyordum. Ondan sonra 12. sınıf bitti, hayatın gerçek yüzüyle karşılaştım. Allah"a şükürler olsun, kazaya belaya bulaşmadık ama herkes bir değil sonuçta. Kötü bir arkadaş insanın hayatını nasıl bitirebiliyor..."
"Madde bağımlılığı da suç potansiyelini artırıyor"
Aşar, madde kullanımının da gençleri suça ittiğini şu sözlerle ifade etti:
“Aynı zamanda madde kullanımı da çok yüksek. Şimdi adam madde kullanıyor. İlk başta sigara içiyor, 'bir şey değil' diyor. Sonra esrara bulaşıyor –ayıptır söylemesi– sonra eroine bulaşıyor, 'toz' diye bir şey var, 'vitamin' ona bulaşıyor. Sonucunda ne oluyor? Kendi iradesiyle hareket etmemeye başlıyor. Maddenin verdiği etkiye doğru hareket ediyor. Bu da suç potansiyelini artırıyor. Alkol içtiği zaman yaptığı hareketleri kendi yapmıyormuş gibi oluyor; vücut kendisi yapıyor. Bu da zamanla suç potansiyelini arttırıyor, bence.”
"Sekiz-dokuz çocuk yapmakla iş bitmiyor"
Aşar açıklamasının sonunda, çok çocuk yapmanın ailelerin sorumluluğunu yerine getirmediği sürece topluma zarar verdiğini vurguladı:
“Onun için başta aile bilinçlenmeli. Aile çocuğa nasıl yaklaşacağını bilmeli. Yanlış anlamayın, şu an Şanlıurfa"nın nüfusuna baktığınız zaman, sekiz-dokuz tane çocuk yapan aileler var. Yahu ey Allah"ın kulları, tamam, herkes çocuk seviyor, çocuk güzeldir ama bir tane de evlat, iki tane de evlattır. Bakabildiğin kadar çocuk getireceksin. Sekiz-dokuz tane çocuk getiriyorsun... Herkes dünyaya çocuk getirebilir, çocuk sahibi olabilir ama herkes anne baba olamaz. Anne baba olmak ayrı bir şey. Yani gerçekten çocuklarınıza bakabileceğiniz kadar getirin, Allah rızası için.”