Bu sanat, genellikle Şanlıurfa'nın tarihi çarşılarında ve hanlarında üretilmekte olup, eski zamanlardan günümüze kadar pek çok usta tarafından yaşatılmaktadır.
Keçe, koyun yününün sıkıştırılmasıyla yapılan bir kumaştır. Geleneksel yöntemle yapılan keçecilikte, yünler su ve ayakla tepme işlemiyle birleştirilir ve sonrasında hamamda dövülerek, belirli bir sertliğe ve kalınlığa ulaşması sağlanır. Bu zorlu süreç, keçenin dayanıklılığını artırırken, ona farklı kullanım alanları sunar. Eski zamanlarda genellikle yer halısı olarak kullanılan keçe, zamanla daha çeşitli ürünlere dönüşmüştür. Günümüzde, özellikle turistlerin ilgisini çeken sandalyeler, duvar halıları, seccadeler ve takılar gibi çok renkli keçe ürünleri üretilmektedir.
Bu geleneksel sanat, Şanlıurfa'da yalnızca birkaç usta tarafından sürdürülmektedir. Keçeciliğin unutulmaya yüz tuttuğu bu dönemde, bazı ustalar bu sanatı genç nesillere öğretmek için çaba sarf etmektedir. Yasemin Bilici gibi sanatçılar, hem kadınlara hem de genç kızlara bu sanatı öğretmekte ve onları bu alanda yetiştirerek, sanatın yaşatılmasına katkıda bulunmaktadır.
Öte yandan, hobi olarak başlayan keçecilik, hala bazı ustalar tarafından sürdürülmektedir. Abdulkerim Dörtbudak gibi ustalar, mesleğin zor fakat faydalı yönlerini vurgulayarak, keçenin insan sağlığına olan faydalarını da anlatmaktadır. Keçe halılar, özellikle bel fıtığına iyi gelmesiyle bilinir ve yünlü yapısı nedeniyle yazın serin, kışın ise sıcak tutma özelliğine sahiptir.
Keçeciliğin geleceği, günümüzde teknolojinin etkisiyle zorlansa da, bu sanatın hayatta kalabilmesi için yapılan çalışmalar ve destekler önemlidir. Hem kültürel miras olarak hem de ekonomik fayda sağlama açısından, bu geleneksel sanatın yaşatılması için daha fazla çaba gösterilmesi gerekmektedir.