Şanlıurfa’da kadınların yaşadığı psikolojik ve sosyal sorunlara dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Betül Demirkol, kadın danışanların en çok evlilik problemleri, kaygı ve panik bozuklukları nedeniyle psikolojik danışmanlık merkezlerine başvurduğunu söyledi. Demirkol, kadınlara geçmişte başardıkları şeyleri hatırlamalarını ve kendi güçlerinin farkına varmalarını tavsiye etti.
Şanlıurfa’da Haliliye Belediyesi’ne bağlı Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde Uzman Klinik Psikolog olarak görev yapan Betül Demirkol, kentte kadınların karşılaştığı psikolojik sorunlar ve bu sorunlarla mücadele süreçleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Demirkol, kadınların özellikle evlilik problemleri, kaygı bozuklukları ve panik bozuklukları nedeniyle kendilerine başvurduğunu belirterek, terapi sürecinde kadınların kendi öz benliklerini ve daha önce elde ettikleri başarıları fark etmelerinin önemli olduğunu vurguladı.
Kadınlar Daha Önce Başardıklarını Hatırlayarak Güçleniyor
Şanlıurfa’daki kadınların çeşitli sosyal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini belirten Demirkol, özellikle evlilik ve boşanma süreçlerinde yaşanan problemlere dikkat çekti.
Demirkol, “Şanlıurfa’daki kadınlarımız daha çok evlilik problemleri, kaygı bozuklukları ve panik bozukluklarla bizlere geliyorlar.” dedi.
Kadınların karşılaştığı sorunlara ilişkin konuşan Demirkol, “Eşlerine yeteri kadar sınır koyamama, boşanmak isteme ancak bu konuda karşılarına çıkan engeller, boşandıktan sonra eşlerinin nafaka vermemesi ve çocuklarını kaçırması gibi olaylar, kadınların maalesef Şanlıurfa’da en çok karşı karşıya kaldığı konuların başında geliyor.” ifadelerini kullandı.
Kadınların sosyal ve ekonomik açıdan güçlenmesinin önemine değinen Demirkol, “Kadınlarımız sosyal ve ekonomik olarak yeteri kadar güçlü olmadıkları için bu duruma boyun eğmek durumunda kalıyorlar. O yüzden kadınlarımıza her konuda güçlü olmaları için elimizden geldiği kadarıyla destek olmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Özellikle kendisini yetersiz ve çaresiz hisseden kadınlarla yürütülen terapi sürecine değinen Demirkol, “Daha önce neler yaptınız, neler başardınız? Bunları bir gözden geçirmelerini sağlıyoruz. Geçmişte yapabildikleri ve başarabildikleri şeyleri göz önüne aldıklarında aslında bulundukları çaresiz durumdan da çıkabileceklerini fark ediyorlar.” dedi.
Bu farkındalığın kadınların kendilerine olan güvenlerini artırdığını belirten Demirkol, ekonomik ve sosyal açıdan güçlenen kadınların yaşamlarına daha özgüvenli şekilde devam edebildiğini söyledi.
“Her Tünelin Bir Sonu Vardır”
Kadınların yaşadıkları zorlu süreçlerde hayata tutunmalarının önemine dikkat çeken Demirkol, hiçbir zorluğun sonsuza kadar sürmeyeceğini belirtti.
Demirkol, “Kadınların yaşadıkları süreçte hayata tutunmayı başarmaları çok önemli. Her sürecin bir bitişi vardır.” ifadelerini kullandı.
Yaşanan zorlukları bir tünele benzeten Demirkol, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaşamış olduğunuz şey çok zor bir süreç olabilir. Eşiniz size destek vermemiş olabilir. Her türlü zorluğun üstesinden gelmeyi şuna benzetiyorum: Bir tüneldesiniz, o tünelden hiç çıkamayacakmışsınız gibi hissediyorsunuz. O tünel hiç bitmeyecek gibi geliyor. Ancak her tünel bir gün biter. Hiçbir tünel sonsuza kadar sürmez. O yüzden yaşamış oldukları zorlu sürecin bir gün biteceğini fark etmek çok önemli.”
“Her Şeye Rağmen Yola Devam”
Kadınların yaşadıkları zorlu süreçlerde kendilerini geliştirecek faaliyetlere yönelmelerinin önemli olduğunu belirten Demirkol, kursların bu noktada kadınlara destek olabileceğini söyledi.
Demirkol, “Kadınlar bu süreci geçirirken ellerinden geldiğince hayata tutunmaya çalışarak atlatmalı. Bunun için kurslara gidebilirler. Belediyenin bu noktada kursları var. Bu kurslarda ürettikleri şeyleri satarak ekonomik olarak kendilerini geliştirebilirler ve bu sayede hayata tutunabilirler.” dedi.
Kadınların yaşadıkları sorunlar nedeniyle kendilerini tamamen çaresiz hissetmemeleri gerektiğini vurgulayan Demirkol, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Her ne olursa olsun ellerinden geleni yapıp kurban psikolojisine girmeden, ‘Ya benim başıma bunlar geldi, ben bundan sonra hiçbir şey yapamam.’ gibi çaresiz bir tutum sergilemekten ziyade her şeye rağmen dik durmaları çok kıymetli. Bunu çocukları için, özellikle kendileri için yapmaları gerekiyor. Her şeye rağmen hayata tutunmak diyorum, yola devam etmek diyorum.”