Kültür Sanat

63 Yıllık Usta İsyan Etti: Şanlıurfa’da Bakırcılık Tarihe Karışıyor

63 yıldır bakır işleyen Mehmet Nur Demirözü, değişen mutfak alışkanlıkları ve çırak bulamama nedeniyle mesleğin yok olma noktasına geldiğini söyledi.

Abone Ol

-Şanlıurfa’nın geleneksel el sanatlarından bakırcılık, yeni ustaların yetişmemesi nedeniyle geleceğe taşınmakta zorlanıyor. Ustalar, eğitim ve destek çağrısında bulunuyor.

-Fabrikasyon mutfak eşyalarının yaygınlaşmasıyla gerileyen bakırcılık, bugün gençlerin ilgisizliği ve yüksek maliyetlerle mücadele ediyor.

-1950’li yıllarda yaklaşık 100 iş yerinde 300 usta ve kalfanın sürdürdüğü bakırcılık, bugün çok daha az sayıda işletme ve ustayla ayakta tutulmaya çalışılıyor.

-Şanlıurfa Bakırcılar Çarşısı’nda ustalar, artan hammadde maliyetleri ve gençlerin mesleğe yönelmemesinden şikâyetçi. En çok çaydanlık, tava ve cezve gibi ürünler ilgi görüyor.

Şanlıurfa’da asırlardır sürdürülen bakırcılık mesleği, gün geçtikçe yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bakırcılar Çarşısı’nda faaliyet gösteren ustalar, hem mesleği öğretecek çırak bulamamaktan hem de bakır ürünlere yönelik talebin azalmasından şikâyet ediyor. Ustalar, geleneksel bakır eşyaların yeniden mutfaklara kazandırılması çağrısında bulunuyor.

Geleneksel mutfak eşyaları unutuluyor

Şanlıurfa Bakırcılar Çarşısı esnaflarından ve 63 yıldır bakır işleme ustalığı yapan Mehmet Nur Demirözü, geçmişte bakır ürünlerin her evin vazgeçilmezi olduğunu belirtti.

Demirözü, “63 yıldır bu dükkânda bakırcılık mesleğini sürdürmekteyim. Eskiden okullar yarım gündü, okuldan gelir bakır mesleğini öğrenirdim. 1980 yılına kadar çok güzel bir meslekti. Mutfak eşyası olarak kullanılırdı. Her evin ihtiyacı olan tava, tencere, kuşhane gibi ürünler üzerinde çalışırdık” dedi.

Geçmişte genç kızların çeyizlerinde bakır eşyaların önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Demirözü, günümüzde ise bu geleneğin büyük ölçüde ortadan kalktığını söyledi.

Demirözü, “Genç kızların çeyizinde 6 tane sahan, 2 tane su bardağı ve tencere bulunurdu. Şimdi ne kızların çeyizinde ne de ev mutfaklarında bakır var. Bakırcılık mesleği bu yüzden geri planda kaldı” diye konuştu.

“Çırak yetiştirmek artık çok zor”

Sekiz yıllık eğitimin ardından çocukların bakırcılık mesleğine yönelmediğini belirten Demirözü, mesleğin geleceği açısından çırak yetiştirmenin önemine dikkat çekti.

Demirözü, “Sekiz yıllık eğitimin ardından kimse çocuklarını bakırcılık mesleğine göndermiyor. Buraya en az ilkokul mezunu olduktan sonra başlaması lazım çocukların ama kimse bunun yanlısı değil. Küçük yaşta çocuğu çalıştırırsın ama 15 yaşından sonra bir çocuğu burada şevkle çalıştıramazsın” ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’da artık daha çok tepsi üretildiğini belirten Demirözü, “Şu anda çalışan ustalar genelde sadece tepsi çalışıyor. Ölüye can vermek artık çok zor. Bu meslek artık varla yok arasında” dedi.

Ustalardan kadınlara “Bakır alın” çağrısı

Bakır ürünlere yönelik talebin azalmasında mutfak alışkanlıklarının değişmesinin etkili olduğunu dile getiren Demirözü, kadınların bakır ürünlerin yeniden kullanılmasında belirleyici olabileceğini söyledi.

Demirözü, “Bakıra eskisi kadar rağbet yok. Aslında bu durum biraz da kadınların elinde. Kadın kocasına ‘Git, bakır al’ derse erkek gelip alıyor ama çelik tencere dururken kimse bakıra rağbet göstermiyor. Bakırın sağlık açısından iyi olduğunu düşünüyoruz. Ben kadınlara bakır almalarını tavsiye ediyorum” diye konuştu.

Şanlıurfa’da bakır ürünlerin el işçiliğiyle üretildiğini belirten Demirözü, Kahramanmaraş ve Gaziantep’te ise sıvama yönteminin daha yaygın olduğunu ifade etti.

Turist ilgisi de azaldı

Geçmişte turistlerin bakır ürünlere daha fazla ilgi gösterdiğini belirten Demirözü, son yıllarda bu ilginin de azaldığını söyledi.

Mesleğin yaşatılması için eğitim çalışmalarının önemine değinen Demirözü, Halk Eğitim Merkezi’nin kurs için kursiyer bulamadığını, belediyenin ise eğitim yapılabilecek uygun bir yer bulamadığını aktardı.

Demirözü, “Valilik kullanıma uygun bir yer verirse bu mesleği öğrenebilecek zanaatkârlar yetişebilir. Bakırcı ustası kanaatkâr olmak zorunda. Savurganlık yaparsa zaten geçinemez” dedi.

“Eskiden bu sokak tamamen bakırcıydı”

Kapalı Çarşı’nın genç bakır ustalarından, 15 yıllık usta İbrahim ise mesleğe küçük yaşta başladığını ve dayısı tarafından yetiştirildiğini söyledi.

İbrahim Usta, “Çarşının genç ustalarından biriyim. Küçüklükten beri dayımız aldı yanına, yetiştirdi. Şu zamanda biraz gençleri alıp yetiştirmek zor oluyor. Pek yönelmiyorlar” dedi.

Gençlerin yalnızca bakırcılığa değil, genel olarak birçok mesleğe ilgi göstermediğini ifade eden İbrahim Usta, mesleğin geleceğine ilişkin endişelerini şöyle dile getirdi:

“Bakırcılık güzel bir meslek aslında ama zamanla ölüyor. Şu an sadece yaşlı ustalarımız yapıyor. Onların da yaşı ilerliyor; ya mesleğe gelemiyorlar ya da rahmetli oluyorlar. İnşallah daha uzun sürer, biz öyle istiyoruz ama öyle görünmüyor. Kısa zamanda bitecek gibi duruyor.”

“İşçi bulursak geleceği parlak”

Mesleğin geleceğinin gençlerin yetişmesine bağlı olduğunu belirten İbrahim Usta, çırak yetiştirmenin ciddi emek istediğini söyledi.

İbrahim Usta, “Geleceği, ileriki dönemlerde yetiştirecek usta bulunursa parlak. Onlara yaptığımız emeği anlatana kadar bayağı bir şey yapıyoruz, uğraş istiyor. Geçmiş dönemlerde rağbet, talep yoktu. Şu an ürün biraz yüksek” dedi.

Eskiden Şanlıurfa’da bakır kullanımının yaygın olduğunu belirten İbrahim Usta, son dönemde bakır eşyalara yeniden ilgi oluşmaya başladığını ifade etti.

“Eskiden kültürümüzde herkes bakır kullanırdı. Bir anda bıraktılar. Şu an tekrar sofralarımızda, evlerimizde her yerde bakır var. Geleceği çalışan olursa parlak ama işçi bulamazsak biraz zor. Eskiden bu sokak tamamen bakırcıydı. Şu an 10-15 tane kaldı” diye konuştu.

En çok çaydanlık, tava ve cezve tercih ediliyor

Sosyal medya üzerinden de ürünlerini tanıtmaya çalıştıklarını belirten İbrahim Usta, turistlerin ilgisinin bu yıl artmasını beklediklerini söyledi.

Bakır ürünlerin fiyatlarının yüksek olmasının talebi etkilediğini belirten İbrahim Usta, “Bazısı pahalı buluyor, bazısı alıp gidiyor. Herkes almıyor” dedi.

Bakırın yemeklere farklı bir lezzet kattığını savunan İbrahim Usta, özellikle çaydanlık, tava ve cezvelerin rağbet gördüğünü belirtti.

Bakırın işlenmesinde kullanılan ham maddenin maliyetinin de arttığını ifade eden İbrahim Usta, “Şu an bakır malzeme alışımız çok yüksek. Bir kilo bakır almıyorsun, 100 kilo bakır alıyorsun. 70-80 bin TL para tutuyor. Maliyet yüksek, o yüzden ürünlerin fiyatı da yükseliyor. En çok rağbet gören bakır eşyalar genelde çaydanlık, tava ve bakır cezveler” ifadelerini kullandı.

Ustalar, Şanlıurfa’nın önemli geleneksel el sanatlarından biri olan bakırcılığın yaşatılması için gençlerin mesleğe yönlendirilmesi, eğitim imkânlarının artırılması ve vatandaşların geleneksel bakır ürünleri yeniden kullanmaya başlaması gerektiğini vurguluyor.

Şanlıurfa’da Bakırcılık Geleneği Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya

İnsanlığın bakırı keşfetmesi ve işlemeyi öğrenmesi, MÖ 5000-3000 yılları arasında yaşanan Kalkolitik Çağ’a, diğer adıyla Bakır Çağı’na kadar uzanıyor. Şanlıurfa’da ise bakırcılık geleneğinin geçmişi binlerce yıl öncesine dayanıyor. Ancak günümüzde geleneksel el sanatlarının önemli dallarından biri olan bakırcılık, usta ve çırak sayısındaki azalma ile birlikte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Şanlıurfa il sınırları içerisindeki Hassek Höyük, Kurban Höyük ve Lidar Höyük gibi höyüklerde gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda Kalkolitik Çağ’a ait bakır kaplar, ok ve mızrak uçları ile iğnelere rastlandı. Bu buluntular, bölgede bakırın çok eski dönemlerden bu yana işlendiğini ortaya koyuyor.

Harran’da 1950’li yıllarda gerçekleştirilen Türk-İngiliz ortak kazılarında da bakırcılık sanatının bölgedeki geçmişine ışık tutan önemli eserler bulundu. Harran İçkale’de bir odanın tavanının tesadüfen çökmesi sonucu, 11. yüzyıl sonu ile 12. yüzyıla, Eyyûbîler dönemine tarihlenen 199 parça nadide madeni eser gün yüzüne çıkarıldı.

Ankara Etnografya Müzesi’nde muhafaza edilen eserler arasında işlemeli havanlar, siniler, kazanlar ve çeşitli bakır kaplar bulunuyor. Harran Kazıları Başkanı Dr. Nurettin Yardımcı’nın girişimleri sonucunda bu eserlerin az bir bölümü Şanlıurfa Müzesi’ne getirildi ve sergilenmeye başlandı.

Bakırcılık 1960’lı yıllara kadar önemini korudu

Şanlıurfa’da köklü bir geçmişe sahip olan bakırcılık sanatı, 1960’lı yıllara kadar önemini korudu. Kazancı Pazarı ve Hüseyniye Çarşıları’ndaki dükkânlarda çok sayıda usta tarafından sürdürülen meslek, fabrikasyon mutfak eşyalarının yaygınlaşmasıyla birlikte gerilemeye başladı.

1960’lı yıllarda alüminyum ve plastik, daha sonraki yıllarda ise çelikten üretilen mutfak gereçlerinin piyasaya hâkim olması, bakır ürünlere olan talebi önemli ölçüde azalttı.

1950’li yıllarda Şanlıurfa’da yaklaşık 100 iş yerinde 300 usta ve kalfa tarafından sürdürülen bakırcılık, günümüzde yaklaşık 10 iş yeri ve 30 civarında usta ile yaşatılmaya çalışılıyor.

Şanlıurfa bakırı “dövme çekiç” tekniğiyle tanınıyor

Şanlıurfa bakır işçiliğinin en önemli özelliklerinden biri, “dövme çekiç” tekniği. Urfalı bakırcı ustalarının bu teknikteki maharetleriyle tanındığı belirtiliyor.

Son yıllarda bazı genç ustalar ise “kabartma çekiç” tekniğine yönelerek turistik amaçlı ürünler üretmeye başladı. Tarihi mekânların görünümlerinin yanı sıra özel amblemler ve çeşitli motifler, tepsi ve cezveler üzerine işleniyor.

Bakırcılıkta 0,70 ile 1,5 milimetre arasındaki kalınlıklarda düz veya yuvarlak bakır ve pirinç levhalar kullanılıyor. Bu levhalar, ustaların el emeğiyle farklı şekillere dönüştürülerek günlük kullanım ve mutfak eşyalarına dönüştürülüyor.

Şanlıurfa mutfağı bakır eşya çeşitliliğini artırdı

Şanlıurfa ve çevresindeki zengin mutfak kültürü, bakırdan üretilen eşyaların çeşitlenmesinde önemli rol oynadı. Bulgur kaynatma, pekmez ve şire yapımı, süpha yemeği, hacı yemeği ve tirit gibi çok sayıda yemek ve geleneksel hazırlık, farklı amaçlara yönelik bakır kapların ortaya çıkmasını sağladı.