Şanlıurfa Kalesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda önemli bir bulgu daha gün yüzüne çıkarıldı. 2025 yılında tespit edilen yazıtlı taban mozaiğinin yaklaşık 60 metrekarelik bölümü, bu yıl yürütülen çalışmalar sonucunda ortaya çıkarıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Batman Üniversitesinden Prof. Dr. Gülriz Kozbe başkanlığında 2020 yılından bu yana sürdürülen kazı çalışmalarında, kalenin Batı Burcu Sektörü olarak adlandırılan bölümünde önemli bulgulara ulaşıldı.
Prof. Dr. Gülriz Kozbe, Erken Bizans Dönemi’ne tarihlenen yapının zeminini oluşturan mozaiğin, elde edilen yeni veriler doğrultusunda bir mezar kilisesine ait olduğunun değerlendirildiğini belirtti. Üç nefli bazilikal plana sahip yapıda bugüne kadar 5 khamosorion mezar ile 1 lahit mezar tespit edildi.
Üç yeni Grekçe yazıt bulundu
Kazı çalışmalarında 2025 yılında zemin üzerinde 9 satırdan oluşan Grekçe bir yazıt tespit edilmişti. Bu yıl gerçekleştirilen çalışmalarda ise zemin üzerinde biri 3, diğeri 5 satırdan oluşan iki yeni Grekçe yazıt daha ortaya çıkarıldı.
Ayrıca yapıda bulunan lahitin kırık yan yüzünde de Grekçe bir yazıt belirlendi. Kazı ekibinin, ortaya çıkarılan yazıtların okunması ve anlamlandırılmasına yönelik deşifre çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.
Mozaiğin geometrik desenleri ve yazıt panellerinin Erken Bizans Dönemi’ne ait mekân döşemeleriyle uyum gösterdiğini belirten Kozbe, benzer kompozisyonların Suriye, Güneydoğu Anadolu, Ürdün ve Filistin’de bulunan 5. ve 6. yüzyıl kilise mozaiklerinde görüldüğünü ifade etti.
Urfa’nın erken Hristiyanlık tarihindeki önemi
Antik dönemde Edessa olarak bilinen Urfa’nın erken Hristiyanlık tarihinde önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gülriz Kozbe, özellikle 2. ve 3. yüzyıllarda kentte güçlü bir Hristiyan topluluğunun bulunduğuna dikkat çekti.
Kozbe, 639 yılında İslam ordularının bölgeye gelmesi ve İslamiyet’in yayılmaya başlamasına kadar Urfa’nın Hristiyan dünyasında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu belirtti. Şanlıurfa Kalesi’ndeki buluntuların, kentin geçmişteki dini ve kültürel yapısına ilişkin yeni bilgiler sunması açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.
2026 yılı kazı çalışmalarının önümüzdeki günlerde tamamlanacağını belirten Kozbe, mekânın işlevi ve geçmişine ilişkin bazı soruların ise 2027 yılında yapılacak çalışmalarla daha net şekilde yanıtlanmasının beklendiğini kaydetti.




