Jeffrey Epstein dosyaları, küresel cinsel istismar ağının ötesine geçerek uluslararası jeopolitiği sarsan kirli stratejileri de gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Sızdırılan son belgeler arasında yer alan ve 2017 yılına ait olduğu belirtilen bir e-posta, Türkiye’nin Orta Doğu’daki askerî varlığının küresel güç dengelerini nasıl değiştirdiğini gözler önüne serdi. "Jeffrey E." isimli hesaptan Anas Alrasheed’e gönderilen mesajda, o dönem Katar’a yönelik planlanan gizli bir askerî müdahalenin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgeye intikaliyle nasıl akamete uğradığı açıkça ifade ediliyor. Yazışmada geçen “Türkler içeride olduğu için askerî seçenek artık uygulanabilir değil” cümlesi, TSK’nın Doha’daki varlığının sadece diplomatik bir hamle değil, aynı zamanda büyük bir darbe girişimini engelleyen stratejik bir kalkan olduğunu kanıtlar nitelikte.
2017 yılının Haziran ayında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn’in Katar’a karşı başlattığı abluka sürecinde, perde arkasında çok daha karanlık bir senaryonun işlediği iddia ediliyor. Epstein belgelerinde yer alan yazışmalar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan liderlerinin Katar’daki yönetimi devirmek için bir askerî operasyon hazırlığında olduğunu, ancak Türkiye’nin hızlı bir kararla Katar’daki Türk üssüne asker göndermesinin tüm bu planları bozduğunu gösteriyor. Belgelere göre, bölgedeki aktörler Türk askerinin sahaya inmesiyle birlikte bir çatışma riskini göze alamadı ve "askerî seçenek" masadan tamamen kalkmak zorunda kaldı. Bu durum, TSK’nın caydırıcı gücünün Körfez’deki rejim değişikliği planlarını tek başına nasıl durdurduğunu belgeleyen en somut dış kaynaklı veri olarak değerlendiriliyor.
Söz konusu belgelerde, dönemin bölgesel liderlerinin içine düştüğü stratejik açmaz da çarpıcı bir şekilde tarif ediliyor. Muhammed bin Selman’ın Yemen’de batağa saplandığı ve Muhammed bin Zayid’in ise çok fazla cephede aynı anda savaştığı belirtilirken, Türk ordusunun Katar’daki mevcudiyetinin bu liderler için "geçilemez bir duvar" haline geldiği vurgulanıyor. Epstein belgelerinde ortaya çıkan bu TSK detayı, Türkiye’nin dış politikasındaki askerî gücün, küresel finansal elitlerin ve karanlık odakların bölge üzerindeki manipülasyonlarına nasıl bir set çektiğini tartışmasız bir şekilde ortaya koyuyor. Henüz resmî kurumlarca doğrulanmamış olsa da, bu yazışmaların tarihsel gerçekliklerle örtüşmesi, Epstein dosyasının sadece bir adli vaka değil, aynı zamanda dünya siyasi tarihinin en büyük ifşaatlarından biri olduğunu gösteriyor.




