Uzun yıllar boyunca yalnızca dil akrabalığı üzerinden kurulan "İranlı köken" teorisi, bugün genetik araştırmalar ve antropolojik verilerle yeniden harmanlanıyor. 4 Şubat 2026 tarihli bilimsel bulgular, Kürtlerin köken hikayesinin sanılandan çok daha derin ve yerel bir zemine dayandığını kanıtlıyor.

Kürtlerin atası kimdir ve nereden geliyorlar?

Siverek’e değer katan proje: İlçe Halk Kütüphanesi ve Çocuk Kütüphanesi açıldı
Siverek’e değer katan proje: İlçe Halk Kütüphanesi ve Çocuk Kütüphanesi açıldı
İçeriği Görüntüle

Kürtlerin kökeni üzerine yapılan araştırmalar, son yıllara kadar temel olarak dilbilimsel verilere dayanmaktaydı. Kürtçenin Hint-Avrupa dil ailesinin İrani grubuna dahil olması, akademik dünyada bu halkın doğrudan İran platosundan geldiği yönünde genel bir kabul oluşturmuştu. Ancak 2026 yılı itibarıyla sonuçlanan disiplinlerarası çalışmalar, dilin her zaman genetik kökenle aynı hikayeyi anlatmadığını gösterdi. İnsan antropolojisi ve gelişmiş DNA analizleri, Kürtlerin genetik mirasının izlenebilir en eski köklerinin Orta Asya'dan ziyade, "Kuzey Bereketli Hilal" olarak adlandırılan bölgenin yerli halklarına dayandığını ortaya koyuyor.

Bereketli hilal'in yerli evrasyalıları: Genetik süreklilik

Ünlü İranolog Gernot L. Windfuhr ve DNA soyağacı uzmanı Anatole A. Klyosov’un ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar, Kürtlerin genetik atalarının Cilalı Taş Devri’ne (Neolitik Dönem) kadar uzanan bir sürekliliğe sahip olduğunu kanıtlıyor. Bulgulara göre Kürtlerin ataları, Mezopotamya’nın kuzeyinde, yani bugünkü Türkiye’nin güneydoğusu, Irak’ın kuzeyi ve İran’ın kuzeybatısını kapsayan bölgede yaşayan yerli Avrasyalı topluluklardır. Bu topluluklar, binlerce yıl boyunca bölgenin iklim ve coğrafi koşullarına uyum sağlayarak varlıklarını sürdürmüş, tarımın ve yerleşik yaşamın ilk temellerini atan gruplar arasında yer almıştır.

Dilsel dönüşüm: Orta asya'dan gelen iranileşme etkisi

Kürtlerin bugünkü "İrani" kimliğinin oluşumu, genetik bir göçten ziyade dilsel ve kültürel bir etkileşim süreci olarak tanımlanıyor. Araştırmalar, Orta Asya’dan dalgalar halinde gelen ve askeri açıdan örgütlü olan R1a1 genetik işaretli grupların, bölgeye ulaştıklarında yerli halklarla etkileşime girdiğini gösteriyor. Bu göçmen gruplar, sayıca az olmalarına rağmen dillerini yerli halka aktarmış ve "İranileşme" olarak adlandırılan süreci başlatmışlardır. Dolayısıyla, Kürtlerin genetik yapısı Mezopotamya’nın kadim halklarına dayanırken, dilleri ve bazı kültürel unsurları bu tarihi etkileşimle şekillenmiştir.

Çok katmanlı bir kimlik: Tek bir ata teorisinin sonu

Elde edilen bilimsel veriler, "Kürtlerin atası tek bir halktır" şeklindeki indirgemeci yaklaşımları geçersiz kılıyor. Kürt kimliği; Kuzey Bereketli Hilal’in kadim yerli toplulukları ile Orta Asya kökenli İrani dilleri konuşan göçmenlerin binlerce yıllık sentezinden doğan çok katmanlı bir yapıdır. Bu yeni bilimsel perspektif, Kürtlerin hem Mezopotamya'nın otokton (yerli) bir halkı olduğunu hem de Avrasya'nın geniş kültürel havzasıyla derin bağlar kurduğunu tescillemektedir. Bu karmaşık yapı, Kürt tarihine dair ezberleri bozarken, bölge tarihindeki genetik sürekliliği de gözler önüne sermektedir.