Kültür Sanat

Yıllardır Süren Çiğ Köfte Tartışmasında Şanlıurfalılar Noktayı Koydu

Şanlıurfa Gazetesi’nin mikrofon uzattığı vatandaşların büyük bölümü, çiğ köftenin Şanlıurfa’ya özgü olduğunu belirterek lezzetin tarihine dikkat çekti.

Abone Ol

Yıllardır tartışılan “Çiğ köfte Şanlıurfa’nın mı, Adıyaman’ın mı?” sorusu, Şanlıurfa Gazetesi’nin sokak röportajında vatandaşlara soruldu. Şanlıurfalı vatandaşlar, çiğ köftenin Şanlıurfa’ya ait olduğunu savunurken, ürünün tarihi kökenine ve coğrafi işaret tesciline dikkat çekti.

Şanlıurfa’nın en önemli yöresel lezzetleri arasında yer alan çiğ köfte, uzun yıllardır Şanlıurfa ile Adıyaman arasında tartışma konusu oluyor. Şanlıurfa Gazetesi ekibi, bu tartışmaya vatandaşların görüşleriyle ışık tutmak amacıyla mikrofonu Şanlıurfalılara uzattı.

Vatandaşların büyük bölümü, çiğ köftenin Şanlıurfa’ya özgü bir yemek olduğunu ifade etti.

“Çiğ köftenin 4 bin yıllık tarihi var”

Şanlıurfa çiğ köftesinin tarihini anlatan rehber Adnan Polat, çiğ köftenin Şanlıurfa’ya ait olduğunu savundu.

Polat, çiğ köftenin tarihinin Hz. İbrahim dönemine kadar uzandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Çiğ köfte Adıyaman’ın değildir, Şanlıurfa’nındır. Aynı zamanda çiğ köfte, Hz. İbrahim döneminde bize mal olmuştur ve 4 bin yıllık bir hikâyesi vardır. Nemrut, bölgedeki odunları İbrahim Peygamber’i yakmak için toplamış ve hiç kimsenin yemek yapmamasını emretmiş. Günlerce kimse sıcak yemek yapamamış. Bir avcı gidiyor, ceylan avlıyor ve hanımına götürüyor. ‘Yemek yap’ diyor. O da eti siyah kara taşın altına koyuyor. Değirmen gibi böyle çeviriyor. Sakız haline getirdikten sonra bulguru karıştırıyor. Çiğ köfte Urfa’nındır. Adıyaman değildir.”

“Çiğ köftenin ana maddesi isottur”

Yıllardır çiğ köftecilik yapan Müslüm Doğan ise çiğ köftenin zaman içerisinde önemli bir sektör haline geldiğini belirterek, lezzetin asıl memleketinin Şanlıurfa olduğunu savundu.

Doğan, “Adıyaman’da hemşerimiz, kardeşlerimiz var. Orada bu bir sektör haline geldi. Ama dünyada nereye giderseniz gidin, çiğ köftenin orijinalini sadece Şanlıurfa’da yiyebilirsiniz. Dolayısıyla orası da yapıyor ama gerçek anlamda bakarsanız çiğ köfte Şanlıurfa’ya ait bir yemek türüdür.” dedi.

Şanlıurfa denildiğinde akla çiğ köfte ve isotun geldiğini ifade eden Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz Adıyamanlı kardeşlerimizi de seviyoruz. Onlar da bu konuda iddialılar ama şunu unutmasınlar ki gerçek manada Şanlıurfa deyince çiğ köfte, isot akla gelir. Adıyaman’ın isotla uzaktan yakından bir alakası yok, onların işi tütünle oluyor. Biz isotu tam has memleketimiz olarak gördüğümüz için çiğ köfte de dolayısıyla bizim işimiz. Çiğ köftenin ana maddesinin olmazsa olmazı isottur. O yüzden biz bu konuda iddialıyız ve tek olduğumuzu düşünüyoruz. Çiğ köfte Şanlıurfa’nındır diyebiliriz.”

“Adıyaman’ın rakip olması mümkün değil”

Vatandaşlardan Yakup Demir de çiğ köftenin Şanlıurfa kültürünün bir parçası olduğunu belirterek Adıyaman’ın bu konuda Şanlıurfa’ya rakip olamayacağını savundu.

Demir, “Çiğ köfte savaş esnasında yapılmış ve Şanlıurfa’ya aittir. Şanlıurfa kültürünün yapmış olduğu bir şeydir. Tarihlerden beri Urfa’nındır. Adıyaman’ın ne alakası var? Onlar da yapmaya başladı. Belki biz alabiliriz dediler. Bu durum saçmalıktan başka bir şey değil.” ifadelerini kullandı.

Çiğ köftenin et ve bulgurun bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını belirten Demir, “Etli çiğ köfte, adı üstünde çiğ köfte. Çiğ ne demek? Et ve bulgurla karıştırılan, ikisinin bir araya gelmesiyle oluşan bir şey.” diye konuştu.

Şanlıurfa’da geleneksel olarak etli hazırlanan çiğ köfte, kentin gastronomi kültürünün önemli unsurları arasında yer alırken, Şanlıurfa ile Adıyaman arasındaki “çiğ köfte” tartışması da uzun yıllardır devam ediyor.

Sıra Gecelerinin Vazgeçilmez Lezzeti: Çiğ Köfte

Şanlıurfa’nın geleneksel kültürünün önemli unsurlarından biri olan sıra gecelerinde, sohbet ve müzik faslının ardından sofraların başrolünü çiğ köfte alıyor. Yöresel lezzet, sıra gecelerinin adeta değişmez yemeği olarak öne çıkıyor.

Sıra gecelerinde genellikle çiğ köfte hazırlanırken, nadiren farklı yemeklerin ikram edildiği geceler de düzenleniyor. Bu nedenle çiğ köftenin, sıra gecelerinin vazgeçilmez yemeklerinden biri olduğu belirtiliyor.

Çiğ köfte hazırlığı bir ritüele dönüşüyor

Sıra gecesinde sohbet veya müzik faslı sona yaklaşırken, çiğ köfteyi yoğuracak kişi ve ona yardımcı olacaklar hazırlık için başka bir odaya geçiyor.

Daha önceden hazırlanan bulgur, et, isot ve diğer malzemeler bir araya getirilerek yoğurma işlemine başlanıyor. Çiğ köfteyi yoğuracak kişi, ellerini güzelce yıkadıktan sonra işe koyuluyor.

Köfte kıvamına gelmeye başladığında ise sofra hazırlıkları yapılıyor. Çiğ köftenin yanında marul, beyaz lahana, salatalık, turp, nane, semizotu ve mevsimine göre hardal, kuzukulağı, su yarpuzu, tuzluk pendik ve tere gibi yörede yetişen çeşitli yeşillikler sofraya diziliyor.

Ayran ve ekmeğin de ikram edildiği sofrada, hazırlanan çiğ köfte herkese bir tabak olacak şekilde servis ediliyor.

İyi çiğ köfte yoğurmak maharet istiyor

Şanlıurfa’da iyi çiğ köfte yoğurmanın bir meziyet olduğuna inanılıyor. Sıra gecelerinde her katılımcının çiğ köfte yoğurmadığı, her sıranın bu konuda maharetli kişileri olduğu ifade ediliyor.

Çiğ köfteyi iyi yoğuramayan kişinin, köfteyi fazla yoğurarak hamur kıvamına getirmesi ise sıra gecelerinin kendine özgü mizahına konu oluyor. Köftenin kıvamını beğenmeyenler, “Yuvalak köftesine benzemiş.” gibi esprilerle köfteyi yoğuran kişiye takılıyor.

Çiğ köftenin yanında yöresel ikramlar

Sıra gecelerinde çiğ köftenin yanında farklı salata ve mezeler de ikram ediliyor. Bostana, salatalık veya maruldan hazırlanan cacık, zeytin bostanası, koruk salatası ve çoban salatası bunların başında geliyor.

Şanlıurfa’nın sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip olan sıra geceleri, müzik, sohbet ve yöresel yemeklerin bir araya geldiği geleneksel buluşmalar olarak günümüzde de yaşatılıyor.

Çiğ Köftenin Tarihçesi: Rivayete Göre Hz. İbrahim Dönemine Uzanan Lezzet

Şanlıurfa mutfağının en önemli yöresel lezzetlerinden biri olan çiğ köftenin geçmişi, yörede anlatılan bir rivayete göre Hz. İbrahim dönemine kadar uzanıyor.

Rivayete göre Nemrut, Hz. İbrahim’i yakmak amacıyla büyük bir ateş yaktırdı. Ateşin büyüklüğü ve yaşanan olay, yöre halkını derinden etkiledi. Bu nedenle halkın bir süre ateş yakmaya korktuğu ve yiyeceklerini çiğ tüketmek zorunda kaldığı anlatılıyor.

Ancak etin çiğ olarak tüketilmesinin güç olması nedeniyle, insanların eti biber ve çeşitli baharatlarla yoğurmaya başladığı rivayet ediliyor. Baharatlarla uzun süre yoğrulan etin yumuşadığı ve daha kolay tüketilebilir hale geldiği ifade ediliyor.

Bulgur ve baharatlarla zenginleşti

İlk dönemlerde yalnızca et ve biberle hazırlanan bu yiyeceğe zaman içerisinde bulgur, yeşillikler ve farklı baharatların eklendiği anlatılıyor.

Malzemelerin yoğrulmasıyla günümüzde bilinen çiğ köftenin ortaya çıktığına inanılıyor.

Şanlıurfa’nın gastronomi kültüründe önemli bir yere sahip olan çiğ köfte, özellikle sıra gecelerinin vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor. Yörede nesilden nesile aktarılan tarif ve hazırlanış biçimiyle çiğ köfte, Şanlıurfa’nın kültürel mirasının önemli unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.