Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde hasar gören Şanlıurfa Kurtuluş Müzesi'nde güçlendirme ve restorasyon çalışmaları tamamlandı. Tarihi yapı, modern müzecilik anlayışı ve dijital unsurlarla yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, beraberindeki gazetecilerle birlikte müzeyi gezerek yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Vali Şıldak, Fransızlar tarafından karargâh binası olarak kullanılan tarihi yapının uzun süre Kurtuluş Müzesi olarak hizmet verdiğini belirterek, deprem nedeniyle oluşan hasarın giderilmesi amacıyla güçlendirme ve restorasyon çalışmalarının gerçekleştirildiğini söyledi.
Şıldak, "Fransızların karargâh binası olarak kullandığı bu yapı, uzun süre Kurtuluş Müzesi olarak hizmet vermişti. Ancak deprem hasarı sebebiyle hem güçlendirme hem de restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik. Modern bir müze yaklaşımıyla, modern müzecilik imkânlarını kullanarak, dijital bazı unsurları da devreye sokarak burayı tekrar ziyarete açtık. Çalışmalarımızı tamamlayarak bugün de değerli basın mensuplarımıza burayı gezdirerek tanıtmış ve bilgilendirmiş olduk." dedi.
Müzenin gece saatlerinde de ziyarete açık olacağını ifade eden Şıldak, Balıklıgöl çevresindeki bazı tarihi ve turistik alanların da gece kullanımına uygun şekilde düzenlendiğini belirtti.
Vali Şıldak, "Burası gece de hizmet verecek inşallah. Balıklıgöl'ü de böyle düşünüyoruz. Burayı hem gündüz hem de gece saatlerinde ziyaret etmek mümkün olacak. Şu andan itibaren müzemiz ziyaret edilebilir durumda." diye konuştu.
Şıldak, daha sonra Balıklıgöl Platosu'nda bulunan Halilürrahman Peygamberler ve İlim İnsanları Külliyesi, Urfa Dijital Tarih ve Kültür Adası ile Rasathane'de devam eden çalışmaları inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
1903 yılında inşa edildi
Devlet Hastanesi yakınında bulunan Kurtuluş Müzesi'nin tarihi 1903 yılına uzanıyor. Avrupaî tarzda konak mimarisi ile geleneksel Urfa evi mimarisinin kaynaştığı yapı, oldukça geniş bir alana yayılıyor.
Harem ve selamlık bölümlerinden oluşan konak, düzgün kesme taşlardan inşa edildi. Yapının duvarlarında dönemin izlerini taşıyan top ve mermi izleri de günümüzde görülebiliyor.
Şanlıurfa Valiliği tarafından 2005 yılında onarımı gerçekleştirilen tarihi yapı, 11 Nisan 2009'da "Şanlıurfa Kurtuluş Müzesi" adıyla hizmete sunuldu.
Müzede, Şanlıurfa'nın işgal yıllarında kullanılan silah, araç ve gereçlerin yanı sıra kentin düşman işgalinden kurtuluş mücadelesini başlatan 12 kişinin balmumu heykelleri de sergileniyor.
Şanlıurfa'nın işgalden kurtuluş mücadelesinin temelleri böyle atıldı
Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesinde yer alan, "Müttefikler, güvenlerini tehdit edecek bir durum ortaya çıktığında herhangi bir stratejik noktayı işgal hakkına haiz olacaklardır." hükmü, Urfa'nın işgaline gerekçe gösterildi. Urfa, 24 Mart 1919'da İngilizler tarafından işgal edildi. Bazı kaynaklarda ise işgal tarihi 7 Mart 1919 olarak belirtiliyor.
Bir İngiliz yarbayı, iki subay ve bir zırhlı otomobille Urfa'ya gelen İngiliz birliklerinin kumandanı, ziyaret ettiği Mutasarrıf Nusret Bey'e, "Galip bir hükûmetin askeri neden karşılanmıyor?" diye sordu.
Nusret Bey ise bu soruya, "Haksız yere memleketi işgal eden bir kuvveti karşılamaya çıkmak bir Türk mutasarrıfına yakışmaz. Bir misafir gibi gelseydiniz, sizi Birecik'te karşılardım." şeklinde cevap verdi.
İngilizler Urfa'yı işgal etti
Yaklaşık 200 kişilik bir piyade bölüğü, bir zırhlı araç, 6 yük ve 3 binek olmak üzere 10 otomobil ile 50 yük arabasından oluşan İngiliz kuvvetleri Urfa'yı işgal etti.
İngilizler, ertesi gün Urfa'da bulunan 1. Süvari Alay Komutanı Binbaşı Hüseyin Bey'den alayın Urfa'yı terk etmesini istedi. Durum üst makamlara bildirilirken Urfa'da bir subay komutasında bir süvari takımı bırakıldı. Alay önce Karaköprü'ye, ardından Siverek'e çekildi.
İngilizler, bölgede bulundukları süre boyunca özellikle aşiretlerle ilişki kurmaya çalıştı. Önem verdikleri Milli Aşireti Reisi İbrahim Paşa'nın oğlu Mahmud Bey'e, "Kürt Lawrence'ı" olarak anılan Binbaşı Noel ile Yüzbaşı Woolley'i göndererek Kafkasya ile Mezopotamya arasında kurulabilecek bir tampon bölge konusunda görüşmeler yaptılar.
Bununla da yetinmeyen Halep'teki İngiliz Generali Barrow, Mahmud Bey'i 30 Haziran'da Urfa'ya davet etti. Mahmud Bey, nasıl davranması gerektiği konusunda 13. Kolordu'dan aldığı talimat doğrultusunda görüşmeye gitmedi.
Suruç civarında aşiretle yapılan bir toplantıda ise Ketkanlı Aşireti Reisi Basravi, kendisinin ve aşiretinin Osmanlı tebaası olmayacağını belirterek, eski dostları olan İngilizler bunu kabul etmediği takdirde herhangi bir yabancı devletin tebaasına katılacaklarını, bunun da kabul edilmemesi hâlinde Arap hükûmetlerine katılacaklarını söyledi.
Ermeni mahallelerinde silah talimleri yapıldı
İngilizlerin şehir merkezindeki Ermenilere yönelik ilgisi, Ermeni mahallelerinde silah talimleri yaptırılmasına kadar uzandı.
İngilizlerle birlikte Urfa'ya gelen Ermeni gönüllülerinin gerçekleştirdiği bu talimlerin yanı sıra bazı Ermenilerin dükkânlarını kapatarak evlerine çekildikleri, çanlar çaldıkları ve şehirde asayişsizlik havası oluşturmaya çalıştıkları aktarıldı. Ermenilerin İngilizlere istihbarat çalışmalarında da yardımcı oldukları belirtildi.
Nusret Bey görevden alındı
Mutasarrıf Nusret Bey'in tutumu İngilizlerin tepkisini çekti. Nusret Bey, tehcir bahanesiyle görevinden azledilerek İstanbul'a gönderildi.
Ancak Nusret Bey'in 6. Ordu Kumandanı Ali İhsan Paşa'nın tavsiyesiyle oluşturduğu milis kuvvetlerinin silahları henüz toplanmamıştı.
Erzurum Kongresi için yapılan davete katılabileceğini mutasarrıfa bildiren Müftü Hasan Efendi'ye hayranlık duyan Jandarma Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey, Erzurum Kongresi'nin beyannamesini Milli Aşiret Reisi Mahmud Bey'den temin etti.
Bunun üzerine dağılan milis kuvvetlerinin bir cemiyet olarak örgütlenmesi fikrini, mutasarrıf olarak Nusret Bey'in yerine atanan Ali Rıza Bey'e açtı.
Meclis-i İdare azalarından Hacı Kâmilzâde Hacı Mustafa aracılığıyla kurulan temasın ardından, 4-5 Eylül 1919 gecesi Güllüzâde Hacı Osman Efendi'nin evinde eşraf ve aydınlar bir araya geldi. Bu toplantıda Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin temelleri atıldı.
Toplantıya katılanlar, halk arasında "Onikiler" olarak anılmaya başladı.
Kurtuluşa kadar mücadele edileceğine Kur'an-ı Kerim üzerine yemin eden Onikiler, Jandarma Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey başkanlığında bir araya geldi. Toplantıda Meclis-i İdare eski azalarından Belediye Reisi Hacı Kâmilzâde Hacı Mustafa Efendi, Barutçuzâde Hacı İmam Efendi, eşraftan tüccar Hacı Kâmilzâde Hacı Mustafa Reşid Efendi, Mollazâde Mahmud Efendi, Polis Komiserliğinden müstafi Arabikâtibizâde Şakir Efendi, Güllüzâde Osman Efendi, esnaftan Şellizâde Ali Ağa, tüccardan Nebozâde Hacı İmam Efendi, eşraftan Hacı Bedirağazâde Halil Ağa, Jandarma Tabur Mülhakatı İzmirli Adil Hulusi Efendi, Takım Kumandanlarından Mülazım-ı Evvel Hüseyin Pertev Efendi ve Jandarma Çavuşu Sofioğlu Hacı Mustafa Çavuş yer aldı.
Bu teşkilatlanma, Urfa'nın işgalden kurtuluş sürecinde şehir halkının örgütlü direnişinin temelini oluşturdu.