>
Yanlış yol mu? yoksa yanlış yolcumu? Türkiye tarımı
Ahmet Yahya Sürücü

Ahmet Yahya Sürücü

Yanlış yol mu? yoksa yanlış yolcumu? Türkiye tarımı

07 Ekim 2016 - 13:13

Toplumun ihtiyaç duyduğu gıda maddelerinin yeterli kesintisiz temin etme zorunluluğu nedeniyle, ülke ekonomileri ne kadar güçlü olursa olsun, ülkeler beslenme ihtiyacı açısından bağımlı kalmak istememektedirler. Bu yüzden tarım sektörüne ayrı bir önem verilmesi gerekmektedir. Türkiye’de tarım alanlarının yaklaşık üçte biri buğday üretimine ayrılmakta ve yıllık üretim yaklaşık yirmi milyon ton gerçeklemektedir. Türkiye’deki her dört çiftçiden üçünün buğday yetiştirdiği de düşünülürse buğdayın ekonomik açıdan olduğu kadar, sosyal açıdan da taşıdığı önem daha iyi anlağılar.

Ülkenin bazı sorunlarına öncelik tanınması, iktisadi kalkınmada belirli bir toplum modeli benimsemesi, tercihler yapması, toplumsal ya da kültürel alanda belirli sorunlara öncelik tanınması ya da ansınmaması, ülkenin dünya düzeyindeki ilişkilerini belirli bir çerçeve ve felsefe içinde uyarlaması; Ülkenin olanaklarıyla parti görüsü arasında asgari bir uyuşum sağlaması programının ve bu programının uygulanmasının öğelerini oluşturur görüldüğü üzere program yapmak, programı gerçekleştirmek, günlük politikaların ötesinde iktidar, toplum ilişkilerinin belirlenmesi ve ülkenin siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel yapısının uzun dönemde değişmesinde vazgeçilmez izler bırakmaktadır. Program yapma işlevini tüm partiler topluca yüklenmekte, amaçlarının tayininde anlaşmazlıklar doğmakta, iktidar mücadelesinin odak noktasını program oluşturmaktadır. İktidar partisi programı çerçevesinde çalışmalar yapar, bu programına az ya da çok sadık kalır. Bu durum muhalefet partileri de bir yandan eleştiri yapma işlevini yüklenirler diğer yandan da seçenek programı hazırlarlar(Çam, 1999)

Türkiye’de tarım politikalarının belirlenmesi ve yönlendirilmesine dönük karar mekanizmaları dağınık ve karmaşık bir yapı içerisindedir. Tarım hizmetleri çok çeşitli kurum ve kuruluşun görev alanında yer almaktadır. Nitekim bu amaçla “Tarım Hizmetlerinin Yeniden Düzenlenmesi” konusunda bir yasa tasarısı hazırlanmış olup belirtilen dağınıklığın giderilmesi amaçlanmaktadır. (Sayın, 2003).

IMF ve Dünya Bankası destekli tarım politikasının bir getirisi olan reformlar, Türkiye’nin tarımsal desteklemelerini azaltması konusunda yoğun bir baskı ile karşılaşmasının sonucu ortaya çıkmıştır. Buna karşılık Türkiye, 2001 yılında tarıma toplam 6,3 milyar dolar destek verirken, aynı dönemde AB’nin tarıma verdiği destek 45 milyar Euro’dur. AB bütçesinin % 50’sini tarımdaki desteklemelere ayırırken Türkiye, bütçesinin ancak % 4,3’nü desteklemeye ayırabilmektedir.

Türkiye’de sağlıklı bir tarım politikası izlenmiş olduğunu söylemek zordur. Kuşkusuz bunda tarım politikalarının belirlenmesi, yürütülmesi ve yönlendirilmesi konusunda ülkede yaşanan dağınık yapının önemli etkisi bulunmaktadır. Nitekim son yıllarda ülkede “tarımda yeniden yapılanma ve destekleme kurulu” adında yeni bir yapılanmaya gidilmiş olması da bu sorunun çözümü amaçlıdır. (Sayın, 2003).

Politikaların oluşturulmasında bilimsel temellere dayanmayan! Yapılacak araştırma ve analiz sonuçlarına göre hareket etme yerine politik kararlarla hareket etme ve uygulamalarda politik müdahalelerin olması destekleme politikalarının amacına ulaşmasını engellemektedir. Oluşturulan politikaların uygulanmamasında yeterli kaynak ve finansmanın olmaması bu politikaların uygulamasını aksatmakta, etkin uygulanmasını engellemekte ve amaca ulaşılamamasına sebep olmaktadır. Tarımsal politikaların muhatabı olan çiftçilerin durumu da bu politikaların uygulama başarısında önemli bir yer tutmaktadır. Çiftçilerin eğitim seviyelerinin düşük olması, iyi örgütlenememesi, gençlerden çok yaşlı kişilerden oluşmadan ve sermaye yetersizliklerinin olması gibi problemler tarımsal politikaların uygulanmasında zorluklar çıkarmaktadır.

Türkiye geneline göre çiftçilerin eğitim seviyelerinin düşük olması, yeni tarım tekniklerinin tarıma uygulanmasını geciktirirken piyasaya göre eğilmede bulunabilme şanslına azaltmakta ve örgütlü bir şekilde hareket etmelerini engellemektedir. Örgütlenememe çiftçilerin hem girdi temininde hem de Ürünlerin satımında piyasa gocunun zayıf olmasına neden olmaktadır. Çiftçilerin yaşlılardan oluşması, tarım sektörünün gelişmesinin önündeki en büyük engel olarak ifade edilebilir. Ayrıca çiftçilerin yaşlı olmaları, eğitim seviyelerinin düşük olmasının bir nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşlı çiftçilerin gençlere göre geleceğe yönelik plan yapma oranı düşük olduğundan, çalışma şartlarını düzelterek çiftliği geliştirme ve hayat standardını yükseltme konusunda fazla istekli değildirler. Bu durum gelir seviyesinin düşük olmasına dolayısıyla sermaye yetersizliğine neden olmaktadır. Sermaye yetersizliği ise üretim faktörlerinin orantılı kullanımını engelleyerek verimliliğin dolayısıyla üretimin düşmesine neden olmaktadır. Görüldüğü gibi çiftçilerle ilgili problemler, birbiriyle iç içe ve birbirini önemli şekilde etkileyerek ortaya çıkmaktadır. Çiftçilerle ilgili bu problemlere yönelik çözümler, uygulanacak politikaların daha etkin olmasını sağlayacaktır. Tarımsal eğitim, araştırma ve faaliyetleriyle ilgili politikaların koordineli yapılmaması ve bu politikalar yürüten kurumlar arasında yeterli bir bağın olmaması, tarımsal eğitim, araştırma ve yayım zincirinin oluşmasını engellemektedir. Bu yüzden, yapılan araştırma sonuçları çiftçiye ulaştırılamadığı gibi. Çiftçilerin karşılaştıkları sorunlarda araştırmacılara ulaştırılamamaktadır. Buna bağlı olarak, tarımsal eğitim teori ağırlıklı ve uygulamadan uzak bir şekilde yapılmaktadır. Ayrıca, tarım kesimine yönelik olarak uygulanmış olan kırsal kalkınma projelerinde uygulanan politikalar, yukarıdan aşağı olduğu ve çiftçinin katılımını sağlayamadığı için istenen ölçüde başarılı olamamıştır.

Türkiye de uygulanan neo-liberal politikalarla endüstriyel tarım dayatılmakta; küçük toprak sahibi çiftçiler tasfiye süreci yaşamakta ve bu sürecin kazananı, egemenliklerini tüm dünyada sürdüren çokuluslu tarım-gıda Şirketleri olmaktadır. Türkiye'de tarımın bu sarmaldan kurtulabilmesi; kendi insanının ihtiyaçlarına ve ülkenin özgül ekolojik koşullarına uygun, emek ve üretim odaklı bir program uygulamasına bağlıdır.

YORUMLAR

  • 1 Yorum